TÜRKİYE SİNEMASINDA SANSÜRÜN TARİHİ

Sinemada sansürün tarihi

Türkiye coğrafyası sinema ile Osmanlı’nın çöküş döneminde tanıştı. Sansür ise Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında başladı. İktidar değişiklikleri ve darbe dönemlerinde sansür uygulamaları sinema üzerinde yoğunlaştı. Kimi zaman “milli, ahlaki, dini duygular” bahane edilerek, kimi zaman da filmler ‘politik’ bulunarak yasaklandı. Trajikomik sansür uygulamaları beraberinde otosansürü getirdi. Türkiye sinemasında sansürü gündeme getiren son olay 2019 yılında yaşandı. “Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” hayata geçirildi. Sinema emekçileri, sansürü yaygınlaştıracağı gerekçesiyle bu yasaya tepki gösterdi.

Yazar
  •  

    Pınar Albay

  • 1919

     

    İlk sansürlenen film: Mürebbiye

    Türkiye sinemasında sansüre uğrayan ilk film ‘Mürebbiye’dir. Film, ilk öpüşme sahnesi ve ilk kez bir kadın kahraman üzerine kurulu bir film olmasıyla da dikkat çeker. Filmde, işgal altındaki İstanbul’da bir Osmanlı konağında mürebbiye olan Fransız Anjel’in çalıştığı evde yaşadığı aşklar anlatıldı. Ancak Fransız işgal güçleri, Anjel şahsında Fransızların küçük düşürüldüğü gerekçesiyle filmi yasakladı.

  • 1920

    Sansür yetkisi valilere verildi

    Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti, sansürle ilgili yetkiyi valilere verdi. Valiler ise bu görevi zabıtalara devretti.

    1920

  • 1932

    İlk merkezi sansür kurulu kuruldu

    Filmlerin eğitici-öğretici olup olmamasına yönelik Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlığı tarafından bir sansür kurulu oluşturuldu. Kurul, 1932 yılının Ağustos ayında filmleri, gösterimden önce din propagandası, ahlak kuralları ve kamu düzenine uygunluk koşuluyla denetlemeye başladı.

  • 1939

    Sansür, hazırlanan bir tüzükle hayata geçirildi

    Muhsin Ertuğrul’un yönetmenliğini yaptığı Aynaroz Kadısı ve Bir Kavuk Devrildi filmleri ‘açık saçık’ ve ‘milli değerlere aykırı’ bulundu. Bunun üzerine yeni bir yönetmelik çıkarıldı. ‘Herhangi bir dinin veya devletin siyasi propagandasını yapan, ideolojik propaganda yapan, suça teşvik eden, genel ahlaka aykırı ve askerliği kötüleyen’ filmler yasaklandı.

     

    1939

  • 1949

     

    Vurun Kahpeye filmi 3 kez sansüre uğradı

    Yönetmen Lütfi Ömer, Halide Edip Adıvar’ın aynı isimli romanından uyarlanan ilk filmi Vurun Kahpeye ile cumhuriyetin gerici muhaliflerine değindi. Filmde iftira sonrası linç edilen Aliye Öğretmen’in hikâyesini anlattı. Ancak film, gerici çevrelerin baskısı sonucu sansür kurulu tarafından yasaklandı. Film üç kez sansürlendi.

  • 1952

    Aşık Veysel’in Hayatı- Karanlık Dünya filmine trajikomik yasak

    Metin Erksan’ın “Aşık Veysel’in Hayatı- Karanlık Dünya” isimli ilk filmi, Anadolu’daki yoksulluğu ve tarlalardaki ekinleri çok kısa boylu ve cılız gösterdiği gerekçesiyle yasaklandı. Sansür heyeti, filmin gösterimine “Ülkeyi Batı dünyasına kötü gösterecek” iddiasıyla onay vermedi.

     

    1952

  • 1953

     

    Hıçkırık filminde Mussolini heykeli sansür gerekçesi oldu

    Senaristliğini ve yönetmeliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı ve bir bölümü İtalya’da çekilen Hıçkırık filmi, sansür kurulu tarafından sakıncalı bulundu. Gerekçe olarak da filmin geçtiği garı Mussolini’nin yaptırmış olması ve filmde Mussolini heykellerinin görünmesi gösterildi.

  • 1954

    “Düşman gemileri boğazı görmesin” denilerek filmin sahneleri kesildi

    Yönetmen Osman Seden’in çektiği Kardeş Dursun filmi “Düşman gemileri boğazı net görüyor.” denilerek sansürlendi. Sahnenin filmden çıkarılması istendi.

    1954

  • 1959

     

    Mahallenin Sevgilisi filmi ‘dozer sahnesi’ nedeniyle yasaklandı

    Memduh Ün’ün yönetmen koltuğunda oturduğu Mahallenin Sevgilisi filminde yer alan dozer sahnesi “Halkın üzerinde vahşet etkisi yaratır.” denilerek filmin gösterimi engellendi.

  • 1960

    Ağlarsa Anam Ağlar filmine “Halkı askerlikten soğutur” sansürü

    Senaristliğini ve yönetmenliğini Hicri Akbaşlı’nın yaptığı Ağlarsa Anam Ağlar filmi “Halkı askerlikten soğutur” gerekçesiyle sansürlendi. Filmde kısa dönem askere giden Mahmut’un başından geçenler anlatılıyordu.

     

    1960

  • 1962

     

    Yılanların Öcü filmini dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürses sansürden kurtardı

    Metin Erksan’ın yönettiği Yılanların Öcü filmi, sansür kurulu tarafından yasaklandı. Kurul, filmin yurtiçinde ve yurtdışında gösterimine izin vermedi. Ancak filmi izleyen dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürses filmden etkilenerek yasağın kalkmasını istedi.

  • 1963

    Türkiye‘de yasaklanan Susuz Yaz Berlin’den ödülle döndü

    Yönetmen koltuğunda Metin Erksan’ın oturduğu Susuz Yaz filmi “Türkiye’yi temsil edemez” denilerek sansürlendi. Türkiye’de festivallere katılamayan film, 1964 yılında katıldığı Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü aldı.

     

    1963

  • 1963

     

    “Türk ordusunun uçağı düşmez, üniformalı pilot öpüşemez” sansürü

    Şafak Bekçileri filmi, bir sahnesinde uçağın infilak etmesi üzerine “Türk ordusunun uçakları asla düşmez.” argümanıyla; başka bir sahnede üniformalı bir pilotun sevgilisiyle öpüşmesi üzerine ise “Türk ordusunun pilotuna yakışmayacak bir davranış.” denilerek sansür kurulunun engeline takıldı.

  • 1964

    Karanlıkta Uyananlar 4 kez sansür kuruluna gitti

    Senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı ve Ertem Göreç’in yönettiği, Karanlıkta Uyananlar filmi politik bulunarak gösterimi engellendi. 4 kez sansür kuruluna giden film, Türkiye sinemasında grev ve işçi sorunlarına değinen ilk film olarak da tarihe geçti.

     

    1964

  • 1964

    Yaşar Kemal’in İnce Memed’i sansür nedeniyle Türkiye’de çekilemedi

    Yazar Yaşar Kemal’in ünü dünyaya yayılan romanı İnce Memed’in senaryosu sansüre takıldı. Uzun yıllar filmin çekilmesine Türkiye izin vermedi. Filmi yabancı bir film şirketi satın aldı ve Yugoslavya’da çekildi. Ancak bu kez de Türkiye’de gösterim izni çıkmadı.

  • 1965

    Senaryoyu Yaşar Kemal yazdı, ödülü sansür polisi aldı

    Senaryosunu Yaşar Kemal’in yazdığı ve Yılmaz Güney’in ilk kez oynadığı Bu Vatanın Çocukları filminde film sansüre maruz kalmasın diye filmin künyesine, senaryo yazarı olarak sansür polisinin adı yazıldı. Film, en iyi senaryo ödülünü aldı. Yaşar Kemal’in de bulunduğu salonda ödül sansür polisine verildi.

    NOT: Birçok kaynakta Yaşar Kemal’in yerine senaryoya adı yazılan sansür polisine Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ödül verildiği bilgisi yer alıyordu. Ancak Altın Portakal Film Festivali’nin resmi sayfasında o yıl bu filme verilmiş bir ödül bulunmuyor.

     

    1965

  • 1965

     

    Yoksulluk ve göçü anlatan filmin gösterimine izin verilmedi

    Yoksul köy halkının zorlu hayatına yer veren Bitmeyen Yol filmi de sansür kurulu tarafından ‘sakıncalı’ bulundu ve sansüre uğradı. Filmde birçok sahnenin çıkarılması istendi. Göç, emek sömürüsü gibi konulara yer veren filmin gösterim engeli 1967 yılında Danıştay kararıyla sona erdi.

  • 1966

    Danıştay ilk kez bir filmi yasakladı

    Soluk Gecenin Aşk Hikayesi filmi, film kontrol komisyonu tarafından ‘müstehcen’ bulunarak sansürlendi. Danıştay ise bir ilke imza atarak bir filmin yurtiçi ve yurtdışında gösterimini yasakladı.

     

    1966

  • 1967

     

    Hudutların Kanunu filminin gösterimi 3 kez engellendi

    Yılmaz Güney’in senaryosunu yazdığı, Ömer Lütfi Akad’ın yönetmenliğini yaptığı bir kaçakçının hayatının anlatıldığı Hudutların Kanunu filmi sansür kurulu tarafından üç kez yasaklandı. Filmden bazı sahneler çıkartıldı.

  • 1968

    Yılmaz Güney‘in Seyit Han’ı filmdeki Keje ismi nedeniyle ‘sakıncalı’ görüldü

    Senaryosuna ve yönetmenliğine Yılmaz Güney’in imza attığı ve “İlk gözağrım” dediği Seyit Han filmi yurtdışı izni için gönderildiği sansür kurulundan gerekçe gösterilmeden geri çevrildi. Kurul tarafından, filmdeki Keje ismi “Türk adı değil” gerekçesiyle ve düğün sahnesinde görülen püsküllü bayraklar “Köylünün elinde sancak olmaz” denilerek sakıncalı bulundu.

     

    1968

  • 1970

     

    Yılmaz Güney’in Umut filmi de sansürlendi

    Yılmaz Güney’in yazıp yönettiği, politik Türkiye sinemasının ilk örneği olan Umut filminin gösterimi zengin-fakir çelişkisini aktarması ve filmde sabah namazının güneş doğarken kılınması sakıncalı bulunarak engellendi. Ancak filme 2. Adana Altın Koza Film Festivali’nde üç ödül verildi.

  • 1974

    Otobüs filmi "Türk insanını aşağıladığı...” gerekçesiyle yasaklandı

    Tunç Okan’ın İsveç’e iş için giden işçilerin hikayesini anlatan Otobüs filmi, “Türk insanını aşağıladığı” gerekçesiyle sansürlendi. Filmin yurt dışına çıkarılması da yasaklandı. Film, yıllar sonra Danıştay kararıyla gösterime girdi.

     

    1974

  • 1975

     

    Bir Gün Mutlaka filminde sansürün gerekçesi: "Fazla politik"

    Senaryosunu Yılmaz Güney’in yazdığı, yönetmenliğini ise Bilge Olgaç’ın yaptığı, afiş yapıştırırken öldürülen 3 işçinin hikayesini anlatan Bir Gün Mutlaka filmi ‘fazla politik’ bulunarak yasaklandı. Filmin bazı sahneleri kesildikten sonra Danıştay kararıyla gösterime girdi.

  • 1976

    Kara Çarşaflı Gelin filmine yönelik sansür Danıştay kararı ile kalktı

    Senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı ve Süreyya Duru’nun yönetmenliğini yaptığı Kara Çarşaflı Gelin filmi, Merkez Sansür Kurulu tarafından yasaklandı. Sansürden geçmediği gerekçesiyle Antalya Film Şenliği’nde gösterilmedi. Ancak bu yasak kararından 3 ay sonra Danıştay 12. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı ile yasak kalktı.

     

    1976

  • 1977

     

    İşçi direnişini anlatan Güneşli Bataklık yasaklandı

    Senaryosunu Vedat Türkali’nin yazdığı ve Süreyya Duru’nun yönettiği “Güneşli Bataklık” adlı film sendikal mücadele ve işçi direnişlerini anlattığı gerekçesiyle yasaklandı. Ancak film uluslararası festivallerde büyük ilgi gördü. Film üzerindeki yasak ise Danıştay kararıyla kalktı ve film izleyiciyle buluştu.

  • 1977

    Sinema emekçileri sansüre karşı İstanbul’dan Ankara’ya yürüdü

    5 Kasım günü Türkiye sinema tarihinde bir ilk yaşandı. 400’ü aşkın sinema emekçisi yeni sansür tüzüğünü protesto ederek hak kayıpları ve sosyal güvenceleri için İstanbul’dan Ankara’ya yürüdü. 3 gün süren yürüyüşe Tarık Akan, Hale Soygazi, Cüneyt Arkın, Fatma Girik, Türkan Şoray, Kadir İnanır ve Fikret Hakan’ın da aralarında olduğu çok sayıda sanatçı katıldı.

    *Yürüyüşe dair Yönetmen Deniz Yeşil’in “Yollara Düştük” belgeselini buradan izleyebilirsiniz.

    1977

  • 1978

     

    Orhan Gencebay’ın başrol olduğu filmin kasetleri toplatıldı

    Şerif Gören’in yönetmenliğini yaptığı ve Orhan Gencebay’ın başrolünde olduğu Derdim Dünyadan Büyük isimli film, yasaklandı ve video kasetleri toplatıldı.

    Filmin yönetmeni Şerif Gören “Halkı silahlı isyana teşvik etmek suçu”ndan yargılandı.

  • 1979

    16. Antalya Altın Portakal Filmi Festivali’nde 3 filme sansür

    Antalya’da düzenlenen 16. Altın Portakal Film Festivali’ne katılan Ömer Kavur’un Yusuf ile Kenan, Yavuz Özkan’ın Demiryol ve Yavuz Pağda’nın Yolcular filminin bazı bölümleri Sansür Kurulu tarafından kesildi. Filmlerin sansürlenmesi üzerine festival iptal edildi.

    1979

  • 1980

     

    “Dost ülkenin onuruyla oynanıyor” denilerek film yasaklandı

    Korhan Yurtseven’in yönettiği ve Almanya’da çektiği Kara Kafa isimli film, ilk gösteriminin ardından “Dost bir ülkenin onuruyla oynanıyor!” gerekçesiyle yasaklandı.

  • 1980

    Bereketli Topraklar Üzerinde filmi ‘uygunsuz’ bulunarak yasaklandı

    Yönetmen Erden Kıral’ın yazar Orhan Kemal’e ait Bereketli Toprak Üzerinde isimli eserinden uyarlayarak çektiği film, dönemin sıkıyönetimi tarafından yasaklandı. Çukurova’da zor koşullarda çalışmak zorunda kalan işçilerin yaşamını anlatan film Avrupa’da ‘En İyi Film’ ödülünü aldı ancak Türkiye’de 28 yıl sonra seyircisiyle buluştu.

     

    1980

  • 1981

     

    “Türkiye’yi kötü gösteriyor” denilerek sansürlenen Yol filmi Altın Palmiye kazandı

    Darbeden hemen sonra çekilen ve cezaevinden geçici olarak salıverilen mahkûmlardan biri olan Seyit Ali’nin hikâyesini anlatan Yol filmi Türkiye’yi ‘kötü’ gösterdiği iddiasıyla yasaklandı. Ancak 1982 yılında Cannes Film Festivali’nde dünya sinemasının en prestijli ödülü olan Altın Palmiye’yi kazandı. 17 yıl sonra Türkiye’de gösterime girdi.

  • 1983

    “Devlet sanatçısına tecavüz edilemez” sansürü

    Orhan Gencebay ve Yıldız Kenter’in yer aldığı ‘Zulüm’ filminde film denetleme kurulu “Yıldız Kenter devlet sanatçısıdır. Bir devlet sanatçısına tecavüz edilemez” denilerek sahnenin kaldırılmasını istedi.

     

    1983

  • 1983

    Sansür yetkisi Kültür Bakanlığı’na devredildi

    Sansür yetkisi, çıkarılan bir yeni yasa tasarısıyla İçişleri Bakanlığı’ndan alındı. Filmlerin yasaklanması yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verildi.

  • 1986

    Asılacak Kadın filmine “genel ahlaka ve milli kültürümüze uygun değil” sansürü

    Yönetmen Başar Sabuncu’nun Pınar Kür’ün Asılacak Kadın isimli kitabından uyarladığı film “genel ahlak kurallarına ve milli kültürümüze uygun değil” denilerek sansürlendi. Bu filmin de sansürü Danıştay kararıyla kalktı.

     

    1986

  • 1987

     

    ‘Su da yanar’ filmi gösterime girdikten sonra yasaklandı

    Yönetmenliğini Ali Özgentürk’ün yaptığı başrolünde Tarık Akan’ın yer aldığı ‘Su da yanar’ filmi gösterime girdikten sonra yasaklandı. Ali Özgentürk ‘Türkiye’nin kötü propagandasını yapmakla’ suçlandı. Filmde Nazım Hikmet’in hayatını anlatan bir film çekmek isteyen bir yönetmen anlatılıyordu.

  • 1990

    Tarık Akan’ın başrol olduğu Karartma Geceleri yasaklandı

    Karartma Geceleri isimli film, Rıfat Ilgaz’ın aynı isimli romanından Yusuf Kurçenli tarafından senaryolaştırıldı ve çekildi. Başrolünde Tarık Akan’ın yer aldığı film, 90’lı yılların yasaklanan ilk filmi oldu. Fakat yasağa rağmen Adana Altın Koza ve İstanbul Film Festivalleri’nde ödülleri topladı. Filmde İkinci Dünya Savaşı sürecinde kitabı toplatılan öğretmen-şair Mustafa Ural’ın hikâyesi anlatılıyor.

     

    1990

  • 1991

     

    Türkiye’nin ilk Kürtçe filmi Mem u Zin yasaklandı

    Yönetmen Ümit Elçi’nin, filme uyarladığı  Kürt edebiyatının ilk yazılı örneklerinden biri olan Ahmedê Xanî’nin eseri Mem û Zîn filmi yasaklandı. Film Türkiye sinema tarihine Kürtçe çekilen ilk film olarak geçti.

  • 1996

    "IV.Murat’a eşcinsel benzetmesi yapılıyor" denilerek film gösterimi yasaklandı

    Mustafa Altıoklar’ın yönettiği ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’ filminde, IV.Murat için“eşcinsel benzetmesi” yapıldığı iddiasıyla Kayseri, Malatya ve Balıkesir’de filmin gösterimi engellendi. Filmde 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin IV. Murat döneminde, Galata Kulesi’nden uçan Hezarfen Ahmet Çelebi’nin hikayesi anlatılır.

     

    1996

  • 1999

     

    Gül’ün Bittiği Yer filminin gösterimi yasaklandı

    12 Eylül dönemini anlatan İsmail Güneş’in yönettiği ve müziklerini Haluk Levent’in yaptığı ‘Gülün Bittiği Yer’ filmi işkence sahneleri nedeniyle Kültür Bakanlığı Denetleme Kurulu’na tarafından yasaklandı. Filmin gösterimi, çoğaltılması, yayınlanması engellendi. Yasak kararını imzalayan kurul üyeleri arasında film sanatçısı Aytaç Arman ile müzisyen Ali Kocatepe yer alıyordu. Film ancak bir yıl sonra gösterime girdi. 

  • 1999

    ‘Güneşe Yolculuk’a sinema salonu sahiplerinden boykot

    Yeşim Ustaoğlu’nun yönetmenliğini yaptığı ‘Güneşe Yolculuk’ filmi resmi olarak sansüre uğramadı ancak sinema salonları filmi göstermedi. Film Türkiye’de 8 kopyayla vizyona çıktı.

     

    1999

  • 2001

    ‘Sessiz Ölüm’ filmin gösterimi polis tarafından engellendi

    Yönetmen Hüseyin Karabey’in cezaevlerindeki ölüm oruçları ve ardından düzenlenen ‘Hayata Dönüş Operasyonu’nu anlatan ‘Sessiz Ölüm’ filminin gösterimi polis tarafından engellendi

  • 2002

    İstanbul Film Festivali’nde sansür darbesi!

    İstanbul Film Festivali’nde ‘Hiçbiryerde’ ve ‘9’ isimli filmler Denetleme Alt Kurulu tarafından sakıncalı bulundu.

     

    2002

  • 2002

     

    5 dalda ödül alan film ‘Türk polisine hakaret’ iddiasıyla yasaklandı

    2001 yapımı Handan İpekçi’nin yönettiği Büyük Adam Küçük Aşk filmi Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film ve En İyi Senaryo dâhil aday olduğu 5 dalda tüm ödülleri aldı. Ancak film bir yıl sonra ‘Kürtçülük propagandası’ yapıldığı ve Türk polisine hakaret edildiği iddiasıyla yasaklandı.

  • 2006

    Dersim 38 belgeseline Kültür Bakanlığı engeli

    Yönetmen Çayan Demirel’in ‘Dersim 38’ belgeseline eser işletme belgesi başvurusu yapmasına rağmen bu belge verilmedi. Mahkeme kararlarına rağmen Kültür Bakanlığı’nın belgeyi vermemekte ısrar etmesi üzerine filmin gösterimi birçok yerde engellendi. Belgesele getirilen erişim engeli ise 14 yıl sonra kalktı.

     

    2006

  • 2008

     

    Bahoz festivallere kabul edilmedi

    Kürtçe’de Fırtına anlamına gelen Yönetmen Kazım Öz’ün Bahoz filmi, içeriği nedeniyle sansüre uğradı ve festivallere kabul edilmedi.

  • 2008

    Son Kumsal belgeseline gösterim engeli

    Tepki çeken Karadeniz Sahil Yolu projesiyle ilgili Rüya Arza Köksal’ın belgesel filmi Son Kumsal’ın İnebolu ve Abana’da gösterimi engellendi. Belgesel TRT’nin düzenlediği ulusal belgesel yarışmasının amatör kategorisinde birinci oldu. Ancak TRT yayın haklarını satın aldığı belgeseli yayınlamadı.

     

    2008

  • 2011

     

    Bêrîvan, Bir Başkaldırı Destanı filmini Kültür Bakanlığı yasakladı

    30. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, Aydın Orak’ın yönettiği Bêrîvan, Bir Başkaldırı Destanı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yasaklandı.

    Bakanlık gerekçeli kararında, filmin anayasanın temel ilkelerine aykırı olarak ‘tarihi çarpıttığı’ ve ‘PKK propagandası yaptığı’ suçlamasıyla yasaklandığını açıkladı.

  • 2014

    Gezi direnişini anlatan belgesel festival programından çıkarıldı

    Reyan Tuvi’nin Gezi direnişini anlatan belgeseli Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek belgeseli de 51. Antalya Film Festivali tarafından sansüre uğradı ve festival programından çıkarıldı. ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hakaret suçu’ teşkil edebileceği gerekçe olarak sunuldu.

     

    2014

  • 2015

     

    Bakur filmine ‘Kayıt Tescil Belgesi’ gerekçesiyle sansür

    34. İstanbul Film Festivali’nde Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile Çayan Demirel’in yönettiği Bakur filminin gösterimi Kültür Bakanlığı tarafından ‘Kayıt Tescil Belgesi yok’ denilerek iptal edildi. Sinema emekçileri sansürü protesto etti.

  • 2015

    Sansürü anlatan belgesel de sansüre uğradı

    1977’de sinema emekçilerinin sansüre karşı İstanbul’dan Ankara’ya üç gün süren yürüyüşünü anlatan Yollara Düştük belgeseli, sansür nedeniyle üç film festivalinden çekilmek zorunda kaldı.

     

    2015

  • 2016

    ‘Eser işletme belgesi’ sansüre gerekçe oldu

    27. Ankara Uluslararası Film Festivali Ulusal Belgesel Film kategorisinde yarışan Selim Yıldız’ın Bîra Mi’têtin (Hatırlıyorum) adlı Roboskî’yi konu alan belgesel filmi festivalin yarışma bölümünden çıkarıldı. ‘Eser işletme belgesi’ olmadığı gerekçesiyle yarışma bölümünden çıkartıldığı belirtildi.

  • 2016

    Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt’ü ‘+18 sınıflandırması’na girmemek için sansürlendi

    Yeşim Ustaoğlu’nun senaryosunu yazıp yönettiği Tereddüt Filmi, Sınıflandırma Kurulunda sevişme sahneleri yüzünden ‘+18 sınıflandırması’na girmemek için sansürlenerek vizyona girdi. Katıldığı festivallerden ödüllerle dönen filme uygulanan sansür tepkilere neden oldu.

     

    2016

  • 2017

    Kazım Öz’ün Zer filminde bazı sahneler ‘sakıncalı’ bulundu

    Yönetmen Kazım Öz’ün 36. İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale Ulusal Yarışma’da yer alan Zer filmininin bazı sahneleri Kültür Bakanlığı tarafından sansürlendi. Kazım Öz, sansürlenen sahnelerde perdeyi karartarak sansürü protesto etti.

  • 2019

    Sinema emekçilerinin ‘Sansürü yaygınlaştıracak’ diyerek tepki gösterdiği yasa yürürlükte

    1 Şubat tarihinde Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi yürürlüğe girdi. Teklifle yerli ve yabancı sinema filmleri bir komisyon tarafından değerlendirilecek, uygun bulunmayan filmler ticari dolaşıma ve gösterime sunulmayacak. Sinema emekçileri yasaya “Sansürü yaygınlaştıracak” gerekçesiyle tepki gösterdi.

    2019

Kaynakça

Etiketler

0 cevaplar

Cevapla

Katkıda bulunmak ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir