MUSA ANTER

Musa Anter kimdir?

Kürtçe amca anlamına gelen “Ape” sıfatıyla anılan gazeteci ve yazar Musa Anter 20 Eylül 1992’de uğradığı suikast sonucunda öldürüldü. O sırada yanında olan yeğeni Orhan Miroğlu ise yaralı olarak kurtuldu. 1992’de açılan cinayet soruşturması bugün hala kapatılamadı. Dava 2012’de, zamanaşımına 3 ay kala tetikçi olduğu iddia edilen Hamit Yıldırım’ın tutuklanması ile devam etti. 2016 yılında ise kesin olarak JİTEM Ana Davası ile birleştirildi. Davanın zamanaşımına bu kez 16 ay kaldı ve sanıkların çoğunun ifadesi dahi alınamadı.

Yazar
  •  

    Hülya Çetinkaya

  • 20 Eylül 1992

     

    Ape Musa öldürüldü

    Gazeteci Musa Anter (Ape Musa) Kültür ve Sanat Festivali’ne katılmak için geldiği Diyarbakır’da yeğeni Orhan Miroğlu ile silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Orhan Miroğlu suikastten ağır yaralı olarak kurtuldu.

  • 22 Eylül 1992

    “Kontrgerilla diye bir örgüt yoktur”

    Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin cinayeti kontrgerillaya maletmenin hiçbir anlamı olmadığını ve kontrgerilla diye bir örgütün zaten var olmadığını söyledi. “Eğer böyle bir örgütün mevcudiyetini ve onun eylemlerini bilen ve onu kanıtlayan kimse varsa, lütfen bunu bize de bildirsinler. Biz devletin yasaları neyi gerektiriyorsa onu yaparız. En açık ve seçik şekilde üzerine gideriz” dedi.

    22 Eylül 1992

  • 23 Eylül 1992

     

    Orhan Miroğlu’nun ifadesi

    Orhan Miroğlu’nun olayla ilgili ifadesi şu şekilde: “Musa Anter’i alıp evinde yemeğe götürmek üzere Dağkapı semtindeki Büyük Otel’e gittim. Musa Anter, bir arazi ihtilafının çözümü için kendisini taraflarla görüştürmek üzere bir şahsın geleceğini söyledi. Bu şahıs geldi ve hep birlikte taksiye bindik. Bu şahıs yolu şaşırdı. Önce Seyrantepe yerine Ergani yoluna doğru gitti. Sonra taksinin yolunu değiştirip Seyrantepe’ye döndük. Silvan yoluna saptıktan sonra taksiden indik. Yanımızdaki şahıs, aradıkları kişinin ikametini bir bakkala sordu. Bakkal tanımıyordu. Bir üst sokağa yürüdük. Musa Anter yaşı dolayısıyla yavaş yürüyordu. Koluna girdim. Öndeki şahsın arkasından yürüyorduk. Bu kişi arkasını dönerek üzerimize ateş açtı.”

  • 1995

    Sorumlular 3 maymunu oynuyor ya da “faili gayri muayyen”

    1995 yılına kadar cinayet soruşturmasında ciddi bir yol kaydedilmedi. 1995 yılında hazırlanan Ülkemizin Çeşitli Yörelerinde İşlenmiş Faili Meçhul Siyasal Cinayetler Konusunda Meclis Araştırma Komisyonu (10/90) Raporu’nda cinayete kısaca yer verilerek iddialara değinildi fakat bu iddialar derinleştirilmedi ya da sonuçlanması sağlanamadı. Cinayet sebebine dair ortaya atılan iddiaların hiçbiri soruşturmanın derinleştirilmesini sağlayamadı. İlk iddia, cinayetin arazi uyuşmazlığı sebebiyle işlendiğiydi. Bir diğeri, öldürülmeden önceki yıllarda kendisinden vergi olarak para talep eden PKK tarafından Musa Anter’in köyündeki mal varlığına el konulduğu ve yine PKK tarafından öldürüldüğüydü. Bu konuda da yeterli delil elde edilemedi. Son ve en önemli iddia ise Musa Anter’in devletin istihbarat örgütleri için çalışan PKK itirafçıları tarafından öldürüldüğü iddiasıydı.

     

    1995

  • 12 Ekim 1995

     

    “Binbaşı Ersever’in Hatıraları”

    TBMM’nin 12.10.1995 tarihli “Ülkemizin Çeşitli Yörelerinde İşlenmiş Faili Meçhul Siyasal Cinayetler Konusunda Meclis Araştırma Komisyonu (10/90) Raporu”nda yer aldı“Faili Meçhul Siyasal Cinayetlerle İrtibatlı Cinayetler” bölümünde, 16 Şubat 1994’te, Aydınlık Gazetesi Ankara Haber Müdürü Soner Yalçın’ın paylaştığı ifadeler yer aldı. Soner Yalçın ifadesinde Cem Ersever’in ölmeden önce kendisine anlattıkları üzerinden “Binbaşı Ersever’in Hatıraları” isimli kitabı yazdığını belirtti.

    Yalçın, Musa Anter’in öldürülmesi ile ilgil Ersever’in kendisine Musa Anter’in PKK ile itirafçıları barıştırma rolünü üstlendiğini ve itirafçılar tarafından öldürüldüğünün kendisine söylendiğini ve Musa Anter cinayetini “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın işlediğini; Jandarma ve Emniyet’in bu şahıstan haber elemanı olarak yararlandığını söylediğini; şahsın Elazığlı olduğunu; özellikle Diyarbakır, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Bitlis yöresinde işlenen siyasal cinayetlerin Yeşil kod adlı bu şahısla emrinde çalışan 4-5 kişilik bir itirafçı grubu tarafından işlendiğini; itirafçıların belli sürelerle cezaevinden çıkartılarak kendilerine cinayet işlettirildiğini; Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine ait lojmanlarda kaldıklarını anlattığını ifade etmişti.

  • 13 Ağustos 1997

    Susurluk Raporu

    Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz Susurluk kazasıyla gündeme gelen devlet içindeki yasa dışı örgütlenmeler konusunda bir rapor hazırlaması için Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ı görevlendirdi. Rapor 12 Ocak 1998 tarihinde Başbakana sunuldu. Raporda Yeşil ile ilgili şu bilgiler yer alıyordu: 

    Antalya’da Metin Güneş (Sakallı Hacı), Ankara’da Metin Atmaca, Ahmet Demir adıyla faaliyetleri var.
    Yeşil, hem polisin hem MİT’in varlığını, faaliyetlerini bildiği bir kişidir.
    Her iki taraf Yeşil’i takip etti. Telefonlarını dinlerken, karşı tarafın irtibatlarını -istemese de- tespit etti.
    Devletin Güvenlik Teşkilâtları olayları, irtibatları bilmekte ve susmaktadır. TCK’ya göre suç işlemektedir.”

    Raporda ayrıca Musa Anter cinayeti ile ilgili görüşülen yetkililerin beyanlarına dayanılarak bir değerlendirme yapıldı: “Nitekim Musa Anter’in öldürülmesinden -tüm olayları tasvip edenler dahi- herkesin pişman olduğu tespit edilmiştir. Musa Anter’in silahlı bir eylem içinde olmadığı, daha çok işin filozofisi ile meşgul olduğu, öldürülmesinin yarattığı etkinin, kendisinin gerçek etkisini geçtiği ve öldürülme kararının hatalı olduğu söylenmektedir. (Adı Geçenler hakkında bilgi Ek: 9’dadır.) Öldürülen başka gazeteciler de vardır.” Yani Musa Anter yanlışlıkla öldürülmüştü… Bahsi geçen “Ek:9” devlet sırlarını barındırdığı gerekçesiyle gizli tutuldu.

    Raporda Musa Anter’in öldürülmesi kararının hatalı olduğunun belirtilmesi üzerine Anter’in ailesi bu hatayı kimin yaptığının araştırılmasını istedi. Bunun için de Kutlu Savaş tanık olarak gösterilmek istendi fakat Savaş tanıklık yapmadı. Konuyu aydınlatacak bir soruşturma da açılmadı.

     

    13 Ağustos 1997

  •  

    EDİTÖR NOTU:

    Susurluk Kazası / Skandalı

    3 Kasım 1996’da BalıkesirBursa karayolunda Susurluk mevkiinde meydana gelen trafik kazası sonucu, devlet-polis-mafya ilişkilerinin ortaya çıkması ile tarihe notlar düşüren olaylar zinciridir.

    Kazada, Mercedes marka aracı kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde Mehmet Özbay sahte kimliği bulunan, Interpol Kırmızı Bülteni ile aranan Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli, sevgilisi Gonca Us ölmüş, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtulmuştur. Olay sonrası DGM, Bucak aşiretine mensup olan milletvekili Sedat Edip Bucak hakkında soruşturma açmış ve hakkında 2 yıl hapis cezası istemiştir.

    Kazanın ardından kamuoyu, “devlet, siyaset, mafya” üçgeninde yasa dışı ilişkilerin ortaya çıkartılmasını istedi. Derin devletin, devlet içi yasa dışı örgütlenmelerin ve faaliyetlerinin üzerine spotlar çevrildi. “Sürekli Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” ismiyle her akşam gerçekleşen eylemlerde, yurttaşlar ışıkların yakılıp söndürülmesiyle gerçeklerin ortaya çıkarılmasını talep etti.

  • 21 Haziran 1999

    JİTEM iddianamesi düzenlendi

    Sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, birden fazla adam öldürmek suretiyle ve devamlılık arz eden diğer üzerlerine atılı eylemleri silahlı çete halinde gerçekleştirdikleri ileri sürülerek, sanıklardan Hacı Hasan, Adil Timurtaş, Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz, Faysal Şanlı, Recep Tiril hakkında Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından  kamu davası açıldı.

    21 Haziran 1999

  • 22 Şubat 2000

     

    Musa Anter’in ailesi AİHM’e başvuruyor

    İç hukuk yollarının tükendiğine karar veren Musa Anter’in ailesi  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.

  • 29 Şubat 2000

    İki JİTEM dava dosyası birleştirildi

    Bu iki dava 29 Şubat 2000 tarihinde birleştirilerek Diyarbakır 3 No’lu DGM’nin 1999/187 esas sayılı dosyası üzerinden görülmeye devam etti. İddianamelere göre 11 sanık, Ahmet Cem Ersever’in öldürülmesi, Yeni Ülke gazetesinin bombalanması gibi 1996 yılı ve öncesinde gerçekleşmiş bir dizi olaydan sorumlu tutuluyordu.

    29 Şubat 2000

  • 7 Temmuz 2000

    Mehmet Eymür’ün açıklamaları

    Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür Anadolu Türk İnterneti isimli sitesinden yaptığı açıklamalarda “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’la ilgili pek çok önemli bilgi paylaştı. Bunlardan 7 Temmuz tarihli ‘Uyuşturucudan Susurluk’a 10 – Yeşil Anlatıyor’ yazısında Mahmut Yıldırım’ın bir MİT sorgusu sırasında kendi ağzından cinayete dair “Mesela, Musa Anter olayında PKK’nın en kafa adamlarından biri kullanıldı ve Musa Diyarbakır’a getirttirildi. Olaydan, yani Musa’nın kiminle görüşmeye gittiğinden Musa’nın oğlunun haberi var ama hiç bir zaman ağzını açmadı” ifadesi aktarıldı. Basında yer alan ve üzerine birçok gazetede yazılar yorumlar yazılan bu açıklamalar da soruşturmanın derinleştirilmesine bir katkı sağlayamadı.

  • 29 Temmuz 2000

    Yeşil, Mesut Yılmaz’ın burnunu kırdıktan sonra ortadan kayboldu iddiası

    MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür internet üzerinden yaptığı bir açıklamada 1996 yılında Yeşil’in Mesut Yılmaz’ın burnunu kırdığını iddia etti. Eymür 1996 yılında Yeşil’in yurtdışı görevine yollandığı tarihler olarak açıkladığı günlerle, ANAP Lideri Mesut Yılmaz’ın burnunun kırıldığı Macaristan seyahatinin çakıştığını açıkladı.

    29 Temmuz 2000

  • 6 Aralık 2001

    Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırıldı

    4723 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’da yapılan değişikliğin 1. maddesi ile cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan görevli mahkeme, Ağır Ceza Mahkemeleri olarak değiştirildi.

  • 15 Ocak 2002

    11 sanıklı JİTEM dosyası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde

    4723 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca yapılan değişiklikle görevsizlik kararı veren Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki dava dosyası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    15 Ocak 2002

  • Mart 2004

     

    PKK itirafçısı ve JİTEM tetikçisi Abdülkadir Aygan’ın itirafları

    Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele’nin (JİTEM) kurucularından Abdulkadir Aygan’ın pek çok faili meçhul cinayete ve JİTEM’in yapısına dair itirafları 10 gün boyunca Ülkede Özgür Gündem gazetesinde “İşte Apê Musa’yı Öldüren Tim” başlığıyla yayınlandı. Aynı zamanda aynı yıl Timur Şahan ve Uğur Balık tarafından Aygan’ın itiraflarından yola çıkarak “İtirafçı Bir JİTEM’ci Anlattı” isimli kitap yayınlandı. Aygan verdiği röportajda “Yeşil’in karıştığı en büyük olay, yani tanık olduğum, Apê Musa’nın öldürülmesidir. O esnada Cem Ersever Ankara’da olmasına rağmen, daha sonra kendisi ile birlikte öldürülen Neval Boz’la Diyarbakır’a geldi ve olayın olacağı gün Adıyaman bölgesine gitti. ‘Nemrut Dağı’na gideceğim, oradaki grupları dinleyeceğim. Telsiz cihazı ile grup var mı yok mu tespit edeceğim’ diyordu. Bu esnada da Yeşil, Musa Anter olayını JİTEM’de organize ediyordu. Tim Komutanı Savaş Gevrekçi, Grup Komutanı izinde olduğu için onun görevini de götürüyordu. Musa Anter olayında Hogir devreye sokuldu. Hogir kod adlı Cemil Işık ve Şırnaklı Hamid adlı itirafçı ile beraber partiden ayrılmışlardı.” dedi. Aygan’ın açıklamalarına göre Hogir kod adlı Cemil Işık PKK’den bir itirafçıydı. Aygan’ın aktardığına göre Hogir ile PKK arasında arabuluculuk yapmasını istenerek Ape Musa’ya tuzak kuruldu. Tetiği ise Şırnaklı Hamid çekti.

    Bu itiraflar da soruşturmanın derinleştirilmesi için bir çaba ortaya çıkarmadı. Aksine, Abdülkadir Aygan’ın Musa Anter cinayeti ile ilgili itiraflarını haberleştiren Ülkede Özgür Gündem gazetesi sahibi ile sorumlu yazı işleri müdürüne, “terörle mücadelede görev alanların isimlerini yayınlayarak terör örgütlerine hedef göstermek” suçlamasıyla, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde ağır para cezası talebiyle dava açıldı. Aynı suçlama ile Abdülkadir Aygan’ın kitabını yayınlayan Aram Yayıncılığın sahibine de dava açıldı.

  • 2 Şubat 2005

    Abdülkadir Aygan’ın itiraflarından yola çıkılarak Murat Aslan’ın kemikleri bulundu

    Aygan’ın itiraflarında açıkladığı bir başka cinayet de Murat Aslan’dı. Aygan’ın açıklamalarına göre Murat Aslan 10 Haziran 1994’te kaçırıldı ve işkence yapıldıktan sonra öldürüldü. Cesedi ise Silopi’nin Körtük (Çukurca) mezrası Bozamir Deresi kenarında yakarak gömdüklerini söyledi. Aygan’ın itiraflarını gazetede okuyan Murat Aslan’ın babası İzzettin Aslan oğlunu bulmak için birçok merciye başvurdu, ancak bir bilgiye ulaşamadı ve İHD Diyarbakır Şubesi’ne başvuruda bulunarak yardım talep etti. Yapılan çalışmada Aslan’ın kemiklerine ulaşıldı. Kemikler, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, anne ve babadan alınan DNA örnekleri ile karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu’nun 9 Eylül 2004 tarihli raporu söz konusu kemiklerin Murat Aslan’a ait olduğunu ortaya koydu. Fakat İnsan Hakları Derneğinin dönemin sorumluları hakkında yaptığı 30 suç duyurusunun hiçbirinden sonuç alınamadı.

     

    2 Şubat 2005

  • 12 Mart 2005

     

    Abdülkadir Aygan’dan yeni itiraflar

    Abdülkadir Aygan İsveç’te Expressen gazetesine Stockholm’de verdiği bir başka röportajda ise şunları söyledi: “İstediğimiz kişiyi yakalama yetkimiz vardı ve bunlardan hiçbiri sağ kurtulmamalıydı.” JİTEM’e resmi kurumlar, Başbakan ve mahkemeler dahil olmak üzere herkesin yardımcı olduğunu belirten Aygan, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın JİTEM’e yardımcı olmayı kabul etmediğini ve bu yüzden öldürüldüğünü söyledi.

  • 29 Mart 2005

    JİTEM davası Aygan’ın itiraflarıyla yeni bir boyut kazanıyor

    Abdülkadir Aygan’ın itirafları sonucunda Murat Aslan’ın kemiklerine ulaşılmasından sonra Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Mithat Özcan soruşturmayı derinleştirdi ve “Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, bir suçu söyletmek için işkence yapmak, taammüden adam öldürmek” iddiasıyla Gazeteci-Yazar Musa Anter ve HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın kaçırılıp öldürülmesi olayıyla ilgili itiraflarda bulunan Abdulkadir Aygan, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, emekli Binbaşı Abdülkerim Kırca, o dönem halen Siirt Jandarma Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Uğur Yüksel, itirafçı Muhsin Gül, Fethi Çetin, Kemal Emlük ve eşi Saniye Emlük hakkında yeni bir JİTEM iddianamesi hazırlandı. 4 Nisan 2005’te 8 sanıklı JİTEM davası açıldı.

    29 Mart 2005

  • 4 Nisan 2005

    Abdülkadir Aygan’ın ölü gösterildiği ortaya çıktı

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 8 sanıklı JİTEM dava kapsamında yargılanan Abdülkadir Aygan ve Fethi Çetin’e ilişkin nüfus müdürlüklerinden istenen nüfus kayıt örneklerinde, Aygan’ın “ölü” olarak gösterildiği, Fethi Çetin’in de 1992 yılında Türk vatandaşlığından çıkarıldığı ortaya çıktı. 3 Mart 2003 tarihinde görülen duruşma tutanaklarına, “Sanıklar Hüseyin Tilki ve Abdulkadir Aygan’ın nüfus kayıtlarının gönderilmiş olduğu, incelenmesinde sanıkların Nüfus Kanunu 39. madde gereğince kaydının kapatıldığı anlaşıldı, okundu” ibaresi düşüldü. Asker sıfatı taşıdıkları için sanıklardan Abdülkerim Kırca, Yüksel Uğur ve Saniye Emlük’ün dosyasını görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır 7. Kolordu Askeri Mahkemesi’ne gönderdi. Bu durumda dosyada 5 sanık kalmış oldu.

  • 26 Temmuz 2005

    Türkiye’den “Çözüm Önerisi”

    Musa Anter cinayeti ile ilgili soruşturmanın uzun yıllar sonuçlanmaması üzerine Anter ailesinin 22 Şubat 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurusunun ardından Türkiye dostane çözüm çağrısı yaparak Anter’in ailesine 15 bin Euro tazminat önerdiği öğrenildi.

    26 Temmuz 2005

  • 22 Ocak 2006

    Rahşan Anter Yorozlu İsveç’te Abdülkadir Aygan’la görüşüyor

    25 Mart 2005’te, Musa Anter’in İsveç’te yaşayan kızı Rahşan Anter Yorozlu, cinayet zanlısı Abdülkadir Aygan’ın İsveç’te yaşadığına dair bi haber okunmasının ardından Türkiye’ye döndüğünde gazeteci Ersin Kalkan ile birliktezanlıyla görüşmeye karar verdiğini söyledi. Görüşme uzun çabaların ardından 22 Ocak 2006’da İsveç’in Borlange kentinde gerçekleşti. Aygan bir kez daha cinayetin nasıl işlendiğini Rahşan Anter Yorozlu’ya anlattı. Görüşme daha sonra Ersin Kalkan tarafından Katille Buluşma isimli kitapta toplandı.

  • 13 Şubat 2006

    JİTEM sanıkları “askeri şahıs” oldukları gerekçesiyle dava dosyası Askeri Mahkeme’ye gönderildi

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi, JİTEM davasında 11 sanığa ait suçların bir kısmının askerlik hizmeti ve görevleri sırasında işlendiği, eylemlerin JİTEM adına gerçekleştirildiği gerekçesiyle görevs izlik kararı verdi ve dava 7. Kolordu komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderildi. Davaya müdahil avukatı olarak katılan Tahir Elçi bu kararı “Hep ‘JİTEM jandarmanın parçasıdır’ diyoruz. Savcılık ve mahkeme, JİTEM’in devlet kurumu olduğunu, bu birimde görev yapanların askeri şahıs olduklarını hüküm altına aldı. Tarihi bir karar” olarak yorumladı. Yıllardır hiçbir yetkili tarafından kabul edilmeyen JİTEM’in varlığı, ilk kez bir mahkeme tarafından kabul edildi ve itirafçılar “askeri şahıs” kabul edildi.

    13 Şubat 2006

  • 17 Şubat 2006

     

    “Yeşil resmen yaşıyor”

    14 Şubat sabahı saat 05.00’te İstanbul Emniyet Müdürlüğü Fulya’da bir apartman dairesine baskın düzenledi. Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım’ın da yer aldığı 14 kişinin tutuklandığı baskında Mahmut Yıldırım’ın operasyon öncesi kaçtığına dair haberler medyaya yansıdı. Görgü tanıkları Mahmut Yıldırım’ın baskından kısa bir süre önce evden ayrıldığını iddia ediyordu. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, “Biz operasyonumuzu, cumhuriyet savcısı ile birlikte ‘Yeşil’ olarak bilinen kişinin oğlu Murat Yıldırım’a yönelik yaptık. ‘Yeşil’in ne yarım saat öncesi, ne de yarım saat sonrası var. Yok öyle bir şey. Böyle bir operasyonda eğer orada olsaydı kaçabilir miydi o adam?” diyerek Yeşil’in yaşadığına ve orada olduğuna dair haberi yalanladı

    17 Şubat 2006’da Emniyet Sözcüsü İsmail Çalışkan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın öldüğüne dair devletin kayıtlarında bir bilgi yer almadığını, bu kişinin mahkeme kararlarına göre hâlâ arandığını söyledi.
    17 Şubat 2006’da Evrensel Gazetesi’nin yaptığı araştırmada Mahmut Yıldırım’ın nüfus kayıtlarında “yaşıyor” bilgisinin yer aldığı bilgisine ulaşıldı. “1459972****” TC kimlik No’suna sahip Yıldırım’ın aynı zamanda Bingöl’ün Solhan İlçesi Yenidal Köyü’ne kayıtlı olduğu ve 1978 yılında bir evlilik yaptığı da bilgiler arasındaydı.

  • 20 Aralık 2006

    AİHM Türkiye’yi suçlu buldu

    Anter Ailesi, Türkiye’nin önerdiği 15 bin Euro tazminatı kabul etmedi. Türkiye, Anter davasında 25 bin Euro manevi tazminata ve 3 bin 500 Euro’luk mahkeme masraflarını ödemeye mahkûm edildi. Musa Anter’in oğlu Anter Anter kararla ilgili şu açıklamayı yaptı: Türkiye yargısız infaz yapmıştır. Bunu Abdülkadir Aygan ve bazı devlet yetkilileri itiraf etmişti. Türkiye cinayetten suçlu bulunmalıydı. Ortada bir cinayet var. Mahkûm edip, para verilip suç ortadan kalkmamalı. Suçlular cezalandırılmalı. Böyle parayla örtbas etme gibi bir yaklaşım kabul edilemez.”

    20 Aralık 2006

  • 28 Eylül 2007

    11 Sanıklı JİTEM Dosyası Uyuşmazlık Mahkemesi’ne Gönderildi

    7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi sanıklardan bir kısmının Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında sivil memur olarak çalıştıkları ancak işledikleri suçların askeri suç olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verdi ve dava dosyası Uyuşmazlık mahkemesine gönderildi.

  • 27 Aralık 2007

    5 sanıklı JİTEM davası da Uyuşmazlık Mahkemesi’nde

    Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan 5 sanığın ‘asker olmaları’ nedeniyle görevsizlikle Askeri Mahkemeye gönderdikleri dosyada görevsizlik kararı verildi. JİTEM’cilerin işlediği suçun ‘askeri suç’ kapsamında olmadığını iddia eden mahkeme, dosyada görevsizlik kararı vererek, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi. Mahkeme ayrıca dosyada firari sanık olarak görülen Abdulkadir Aygan, Mahmut Yıldırım, Mahsin Gül ve Fethi Çetin haklarında, yakalanmaları halinde ifadelerinin alınmasına karar verdi. Mahkemenin kararı üzerine dosyanın gideceği Uyuşmazlık Mahkemesi, yargılamanın hangi mahkemede gerçekleştirileceğine karar verecekti.

    27 Aralık 2007

  • 21 Şubat 2008

     

    11 sanıklı JİTEM davası sanığı Adil Timurtaş’a 25 yıl hapis cezası

    Diyarbakır’da görülen 11 sanıklı JİTEM davasının sanıklarından Adil Timurtaş İstanbul Küçükçekmece’de PKK ile ilişkisi olduğu ileri sürülen Ali Uğur’un öldürülmesi talimatını verdiği gerekçesiyle Bakırköy 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

  • 5 Mayıs 2008

    11 sanıklı Jitem dosyası yeniden Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde

    Uyuşmazlık mahkemesi 11 sanıklı JİTEM dosyasını “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, birden fazla adam öldürmek, kasten yangına sebebiyet vermek ve patlayıcı madde atmak” suçlarının Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan suçlardan olması nedeniyle, bu durumda dahi sanıkların adli yargı yerinde yargılanmaları gerektiği açıktır.” diyerek görevsizlik kararını kaldırarak Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne geri gönderildi.

    5 Mayıs 2008

  • 11 Ağustos 2008

     

    Arif Doğan: “JİTEM’i ben kurdum”

    Ergenekon soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla gözaltına alınarak tutuklanan emekli Jandarma Albay Arif Doğan verdiği ifadede JİTEM’in kadrolu elemanı olmadığını söyledi. Doğan, “Ben bunun kurucusuyum. Yasalara uygun olarak terörle mücadele ettik” dedi.

  • 23 Eylül 2008

    11 sanıklı Jitem davası Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek

    Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne görülen 11 sanıklı JİTEM Davası görüldü. Duruşmada, uyuşmazlık mahkemesinin davanın yeniden 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine ilişkin verdiği 5 sayfalık kararı okundu. Kararda, sanıkların işlediği suçların askeri suç olmadığı, sanıkların Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilerinin kesilmesi nedeniyle davanın sivil mahkemede görülmesi gerektiği ifade edildi. Müdahil avukat Tahir Elçi, JİTEM davasının İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan Ergenekon davasıyla birleştirilmesi talebinde bulundu.

    23 Eylül 2008

  • 11 Kasım 2008

     

    Tahir Elçi: JİTEM Davası Ergenekon ile birleştirilsin

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 11 sanıklı JİTEM davası devam etti. Müdahil avukat Tahir Elçi, bir önceki duruşmadaki “Dosyanın Ergenekon Davası ile birleştirilmesi” yönündeki talebini yineleyerek, olayın Ergenekon terör örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştiğini savundu.

  • 17 Aralık 2008

    Abdülkadir Aygan JİTEM yazan maaş bordrosunu yayınladı

    Abdülkadir Aygan, emekli general Veli Küçük’ün Ergenekon davasında söylediği “JİTEM diye bir birim olmamıştır” sözleri üzerine, 1993 tarihli, üzerinde JİTEM yazan maaş bordrosunu yayınladı ve “Demek ki ben dokuz yıl boyunca ‘olmayan’ bir hayali resmi kurumda çalışmışım. JİTEM`in kurucuları arasında bulunan ve JİTEM Gruplar Komutanlığı görevini yürüten bu şahıs, şimdi çıkmış ‘JİTEM diye bir kurum yok’ diyor. Bu maaş bordrosuna ne diyeceksin bakalım” dedi. Maaş bordrosunda, Aygan’ın sınıfı “sivil memur”, görev yeri “JİTEM” olarak geçiyordu.

    17 Aralık 2008

  • 19 Ocak 2009

     

    Abdülkerim Kırca evinde ölü bulundu

    JİTEM’in Kasım 2003’te Ankara’da öldürülen Cem Ersever’den sonraki komutanı olarak gösterilen ve 8 sanıklı JİTEM davası sanıklarından biri olan emekli Jandarma Kurmay Albay Abdülkerim Kırca Ankara’daki evinde ölü bulundu. Emniyet kaynakları Kırca’nın intihar ettiğini bildirdi.

  • 22 Ocak 2009

    Dava ilerlemiyor

    11 sanıklı Jitem davasında Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. Davada, ‘Ergenekon’un tutuklu sanığı emekli Albay Arif Doğan’ın ifadesi bekleniyor. Görevsizlik’ kararıyla Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen dosyada, Arif Doğan’ın ifadesini Askeri Mahkeme’nin istediği, ancak halen dosyaya ulaşmadığı belirtildi. Davanın Ergenekon Davası ile birleştirilmesi yönündeki müdahil avukatların taleplerini mahkeme incelemeye aldı.

    22 Ocak 2009

  • 27 Ocak 2009

    Yeşil isterse 29 Mart Yerel Seçimlerinde oy kullanabilir

    29 Mart yerel seçimleri için güncellenen seçmen kütüklerinde Mahmut Yıldırım da eşi ve oğlu ile birlikte seçmen olarak yer aldı. TC kimlik numarası “1459972****” olan Mahmut Yıldırım Mernis kayıtlarına göre, Ankara Keçiören Esertepe Mahallesi’nde oturuyor ve isterse seçimlerde oy kullanabilir görünüyordu.

  • 30 Ocak 2009

    “Arasanız da bulamazsınız”

    11 sanıklı JİTEM davasında, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 7’nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, adı geçen itirafçılardan 6’sının kimlik ve yüzlerinin değiştirildiği, şu anki nüfus kayıtlarıyla ilgili bilgi vermelerinin mümkün olamayacağı cevabını verdi. Mahkeme ise itirafçıları halen ifadelerinin alınması için eski kimlik bilgileriyle arıyordu. Gönderilen yazıda haklarında koruma tedbiri uygulanan 6 itirafçı ve aileleri için gerektiğinde kanun hükümleri doğrultusunda yüklü harcamalar yapıldığı, şahısların açık kimliklerinin deşifre edilmesi halinde devletçe uygulanan tedbirlerin de deşifre olacağı ve halen İsveç’te bulunan Abdülkadir Aygan’ın açıklamalarıyla emekli Albay Abdülkerim Kırca’nın intihar etmesine neden olduğu belirtildi.

     

    30 Ocak 2009

  • 3 Şubat 2009

    Tahir Elçi: Arif Doğan ile ilgili belgeler dosyaya eklensin

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 11 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Avukat Tahir Elçi, mahkeme heyetinden, “Ergenekon” soruşturmasında tutuklu bulunan emekli Albay Arif Doğan ile ilgili belgelerin dava dosyasına konulmasını da istedi. Elçi, ayrıca 2005 yılında bazı askerlerle ilgili mahkemeden talepte bulunduğunu, mahkemenin de talebin incelenmesine karar verdiğini hatırlatarak, “İncelemenin sonucuyla ilgili bugüne kadar bir karar verilmemiştir” dedi.

  • 2 Nisan 2009

    17 yıl sonra, zaman aşımına 3 yıl kala…

    Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarını ihbar kabul ederek cinayetten 17 yıl sonra, dosyanın zamanaşımına uğramasına 3 yıl kala soruşturmayı yeniden başlattı. PKK itirafçıları Cemil Işık, Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan, Hamit Yıldırım, ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım ve Ankara’da öldürülen Binbaşı Ahmet Cem Ersever ile ilgili çok yönlü bir soruşturma başlatıldı.

     

    2 Nisan 2009

  • 14 Nisan 2009

     

    Hanefi Avcı mahkemeye çağrılacak

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 11 sanıklı JİTEM davasına devam edildi. Duruşmada, sanıklar Hayrettin Toka, Fethi Çetin, Lokman Gündüz ve Ali Ozansoy’un avukatları, kendilerine gönderilen görevlendirme yazısında, dava hakkında yeteri kadar bilgilendirilmedikleri gerekçesiyle davadan çekildiklerini bildirdiler. Mahkeme heyeti, sanık Adil Timurtaş ve Abdulkadir Aygan’ın avukatları hakkında da mazeret bildirmeden duruşmaya katılmadıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Emekli albay Arif Doğan‘ın Ergenekon davasında yer alan JİTEM’le ilgili ifadelerinin İstanbul’dan istenmesine karar verdi. Ayrıca, mahkeme heyeti Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Hanefi Avcı’nın bilgi ve görgüsünün sorulması için Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat yazılmasını kararlaştırdı.

  • 19 Temmuz 2009

    Hanefi Avcı: Diyarbakır Alay Komutanlığı içinde JİTEM levhaları vardı

    Diyarbakır’da uzun yıllar görev yapan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, Diyarbakır’da görülen JİTEM davası kapsamında talimatla verdiği ifadede, JİTEM’in kuruluşunu ve eylemlerini anlattı. Tahir Elçi’nin talebi ve soruları doğrultusunda ifadesi alınan Avcı, eski görev yeri olan Edirne’den ayrılmadan bir süre önce, 18 Haziran 2009’da Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadede, JİTEM’in varlığını doğruladı. Avcı “Diyarbakır Asayiş Kolordu Komutanlığı ve Diyarbakır Alay Komutanlığı içerisinde tahsis edilen yerlerde JİTEM levhaları bulunmaktaydı. JİTEM adına yasadışı olarak öldürme, kaçırma gibi bir kısım faaliyetlerin bu işleri yapan kişilerin üstlerinin denetimi ve bilgisi dahilinde olmadan işlenmesi söz konusu olamaz.” dedi.

    19 Temmuz 2009

  • 22 Temmuz 2009

     

    Saniye Emlük’ün dosyası kayıp

    5 sanıklı JİTEM Davası sanıklarından Saniye Emlük’ün dosyasına 3 yıldan beri müdahil avukatlara verilmediği ortaya çıktı

  • 1 Ekim 2009

    Genelkurmay Başkanlığı’na JİTEM sorulacak

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 sanıklı JİTEM davası görüldü. Duruşmada JİTEM’in tüm yönleriyle Jandarma Genel Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’na sorulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, davaya konu olan Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele Teşkilatı ile (JİTEM) ilgili geniş kapsamlı araştırma yapılmasını istedi. Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden emekli Albay Arif Doğan’ın evinde ele geçirilen belgeleri de isteyen mahkeme, belgelerde JİTEM’le ilgili bilgi olup olmadığına bakılmasına karar verdi. Ayrıca mahkeme bazı basın organlarında yer alan itirafçı Abdulkadir Aygan’ın JİTEM isimli kuruluşta çalıştığı yönünde hakkında maaş bordrosu düzenlediği yönündeki haberler üzerine Maliye Bakanlığına konunun sorulması da kararlaştırdı.

     

    1 Ekim 2009

  • 3 Kasım 2009

    5 sanıklı JİTEM davası Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde

    5 sanıklı JİTEM davası, uyuşmazlık sorunu giderildikten sonra özel yetkili Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Müşteki vekilleri, 5 yıldır farklı mahkemelerde dolaşan dosyada aranma kararı çıkarılan sanıkların isimlerinin değiştirildiğini belirterek, isim tespiti yapılıp yeniden arama kararı çıkarılmasını istedi.

  • 29 Aralık 2009

    Sanıkların gerçek kimlikleri bilinmiyor

    Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 8 sanıklı JİTEM duruşmasında maktul avukatları sanıkların değiştirilmiş kimlikleriyle aranmadığını, bu şekilde bulunmalarının imkansız olduğunu ve yeni isimlerine göre aranmaları gerektiğini belirtti. Mahkeme, sanıklardan Abdulkadir Aygan, Mahmut Yıldırım, Kemal Emlük, Saniye Emlük ve Fethi Çetin’in isimlerinin değiştirildiğinin dava dosyasından anlaşıldığından, söz konusu sanıkların gerçek kimlik bilgilerinin İçişleri Bakanlığı’ndan sorulmasını kararlaştırdı.

    29 Aralık 2009

  • 31 Aralık 2009

     

    11 sanıklı ‘’JİTEM’’ davasında görevsizlik kararı / Jandarma Genel Komutanlığı: JİTEM yok

    11 sanıklı ‘JİTEM’ davasında, mahkeme, görevsizlik kararı verdi. Suçlamaları ”Silahlı örgüt kurmak” kapsamında değerlendiren mahkeme, yargılamanın Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesini kararlaştırdı. Daha önce Jandarma Genel Komutanlığı’ndan JİTEM yapılanmasıyla ilgili bilgi istenmişti. Jandarma Genel Komutanlığı’nın Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdiği yazıda, ”Jandarma Genel Komutanlığı kuruluş ve kadrolarında JİTEM adı altında bir birimin bulunmadığı, geçmişte de böyle bir kadronun oluşturulmadığı” belirtildi.

  • 2 Mart 2010

    Sanıkların kimlikleri silinmiş

    5 sanıklı JİTEM Davası’nın görülmesine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Daha önceki duruşmada davanın ilerleyebilmesi için sanıkların güncel kimlik bilgilerinin bildirilmesi talep edilmişti. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün gönderdiği yazıda, sanıklardan Kemal Emlük, Saniye Emlük ve Fethi Çetin’in nüfus kaydının 1992-1993 yıllarında İçişleri Bakanlığı kararınca silindiği, sanık Mahmut Yıldırım’ın gerçek kimliğini kullandığı, yurt dışında yaşayan ve hakkında yakalama kararı bulunan itirafçı Abdulkadir Aygan’ın ise isminin ‘Aziz Turan’ olarak değiştirildiği belirtildi.

    2 Mart 2010

  • 6 Mayıs 2010

    JİTEM davaları birleştirildi

    Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 11 sanıklı JİTEM Davası ile Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5 sanıklı JİTEM davası birleştirildi.

  • 11 Mayıs, 2010

    İçişleri Bakanlığı’nın vermediği kimlik bilgileri bu defa “ivedilikle” istendi

    Kimlikleri değiştirilen sanıklardan Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Fethi Çetin ve Kemal Emlük’ün yeni kimlik bilgilerinin açık bir şekilde ”çok ivedi” olarak mahkemeye bildirilmesi İçişleri Bakanlığı’ndan istendi.

     

    11 Mayıs, 2010

  • 11 Haziran 2010

     

    Adil Timurtaş bir sonraki duruşmada dinlenecek

    Diyarbakır 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 16 sanıklı JİTEM davası devam etti. Yargılanan ve işlediği bir cinayet nedeniyle tutuklu bulunan PKK itirafçısı Adil Timurtaş’ın bir sonraki duruşmada hazır bulundurulması kararlaştırıldı ve mahkeme ertelendi.

  • 3 Eylül 2010

    16 yıl sonra hakim karşısına sanıklar

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 16 sanıklı JİTEM Davası’nda, ilk kez sanıklardan itirafçı Ali Ozansoy (Ahmet Turan Altaylı) ile başka bir suçtan dolayı İstanbul’da tutuklu bulunan itirafçı Adil Timurtaş, hâkim karşısına çıktı. Mahkeme ayrıca, İçişleri Bakanlığı’ndan istenilen yazıda yer alan yeni kimlik bilgilerine göre sanıklar Fethi Çetin (Fırat Can E.), Hüseyin Tilki (Hüseyin E.), Kemal Emlük (Erhan B.), Hacı Hasan (İbrahim B.), Mehmet Zahir Karadeniz, Lokman Gündüz, Hayrettin Toka, Saniye Emlük, Faysal Şanlı ve Recep Erkal’ın (Tiril) yeni adreslerinin tespit edilip haklarında zorla getirilme müzekkeresi düzenlenmesini kararlaştırdı.

    3 Eylül 2010

  • 6 Ekim 2010

    Arif Doğan: “Yeşil ile Tunceli’de görüştüm”

    Ergenekon davası sanıklarından emekli Albay Arif Doğan kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtları ve basında yer alan bazı röportajlarından sonra Zekeriya Öz tarafından Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde sorgulandı. Doğan ifadesinde Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını kendisinin arkadaşı olduğunu ve  zaman zaman Tunceli’de görüştüklerini söyledi. Yeşil’in şu an nerede olduğu sorusuna ise yanıt vermedi.

  • 8 Ekim 2010

    Mahmut Yıldırım KEY alacaklısı çıktı

    Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın Konut Edindirme Yardımı (KEY) adı altında devletten 1.391,15 lira alacağı oldu ortaya çıktı. KEY listesine göre Yeşil başvuru yapmadığı için bu para henüz ödenmedi.

     

    8 Ekim 2010

  • 26 Kasım 2010

    JİTEM sanıkları ilk kez savunma yaptı

    Duruşmaya İçişleri Bakanlığınca güvenlik gerekçesiyle kimlikleri değiştirilen tutuksuz sanıklardan Recep Erkal, Erhan Berak, Hüseyin Tilki, Hayrettin Toka, Faysal Şanlı ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Adil Timurtaş katıldı. Sanıklar suçlamaları reddetti. Mahkeme Abdulkadir Aygan hakkında gıyabi tutuklama kararı verdi. Müdahil avukatların, sanıkların tutuklanması yönündeki talebin reddine karar veren mahkeme duruşmayı erteledi.

  • 7 Ocak 2011

    JİTEM Davası’nda bıyık tartışması

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 16 sanıklı JİTEM Davası devam etti. Sanıklardan eski PKK itirafçısı Recep Tiril’in (Erkal) müdahil avukatlarından Tahir Elçi’nin gösterdiği fotoğrafın çekildiği tarihte “Askerdim” demesi üzerine Tahir Elçi, “Bu bıyıklarla mı askerlik yaptınız?” dedi. Sanık avukatlarının itirazı üzerine kısa süreli bıyık tartışması yaşandı. Mahkeme adresleri tespit edilemediği için savunmaları alınamayan sanıklar Mahmut Yıldırım, Fırat Can Eren, İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz, Lokman Gündüz ve Muhsin Gül hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verdi.

    7 Ocak 2011

  • 17 Ocak 2011

     

    Arif Doğan “Abdülkadir Aygan’ı öldürttüm”

    İkinci Ergenekon Davası’nın 96. duruşmasında ifade veren emekli Albay Arif Doğan JİTEM ile ilgili açıklama yaptı. “JİTEM benim. Veli paşama (Veli Küçük) devrettiğim Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’dır. JİTEM benimle vardır. Diyeceksiniz ‘sen devlet içinde devlet misin’, hayır değilim” diyen Doğan, JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan ile ilgili olarak da “Biri çıkmış ‘adamları öldürdük’ falan diyor. Böyle bir şey olamaz. Abdülkadir Aygan’ı ben öldürttüm. Askeri, sivili, herkesi suçluyor. Bu adam ölü. Ölmüş insanı kullanıyor PKK, gayet güzel kullanıyor. İsveç’te yaşıyormuş, DNA testi yapılsın, verilecek cezaya razıyım” dedi.

  • 17 Ocak 2011

    Abdülkadir Aygan’dan Arif Doğan’a tavla teklifi

    Emekli Albay Arif Doğan’ın Abdülkadir Aygan’ı öldürttüğüne dair ifadesinin ardından Rize’den uydu aracılığı ile ulusal yayın yapan Çay Televizyonu’nun Genel Yayın Yönetmeni Hasan Yavuz Bakır’ın sunduğu Haber Analizi programına İsveç’ten telefonla katılan Aygan, Doğan’ın iddialarının yalan olduğunu söyledi. “Doğan hastadır. Ölecekse de şerefi ile ayakta ölsün. Yalancı olarak, iftiracı olarak ölmesin. Benim Türkiye’de parmak izlerim var. Hem cezaevinde, hem memuriyete girerken sicil dosyamda var. O dosyamı bulsunlar. Orada parmak izim ve fotoğraflarım var. Tükürük numunelerim var. Eğer Arif Doğan’ın Facebook’u varsa gelsin benim Facebook arkadaşım olsun. MSN’den canlı görüşelim. İsterse tavla oynama, okey oynama sitelerine girsin. Çok güzel okey, tavla oynarım. Kendisine güveniyorsa karşıma çıksın” dedi.

    17 Ocak 2011

  • 22 Mart 2011

     

    JİTEM Davası’nda yeni karar yok

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 16 sanıklı JİTEM Davası devam etti. Sanık Fırat Can Eren, savunmasında, iddianamede yer alan suçlamaları reddederek, ”Yasa dışı herhangi bir oluşum içerisinde yer almadım” dedi. Avukatların taleplerini dinleyen mahkeme heyeti yine adresleri tespit edilemeyen ve savunmaları alınmak için hazır edilemeyen sanıklar Mahmut Yıldırım, İbrahim Babat, Mehmet Zahit Karadeniz, Lokman Gündüz ve Muhsin Gül hakkındaki yakalama emrinin sonucunun beklenilmesine karar verdi. Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.

  • 28 Nisan 2011

    Askeri Mahkemede JİTEM’ci dosyası kalmadı

    Diyarbakır’da, 8 kişiyi işkence ederek öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan uzman çavuş Yüksel Uğur’un dosyası, askeri mahkeme tarafından “görevsizlik” kararıyla, suçun, “askeri suçlar” niteliğinde olmadığı vurgulanarak Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Davanın diğer sanıkları Mahmut Yıldırım, emekli albay Abdulkerim Kırca, PKK itirafçıları Muhsin Gül, Fethi Çetin, Abdulkadir Aygan, Saniye Emlük, Kemal Emlük hakkındaki dosya daha önceki JİTEM davasıyla birleştirilmişti. Askeri mahkemenin Yüksel Uğur hakkında verdiği kararla askeri mahkemede JİTEM dosyası kalmadı.

    28 Nisan 2011

  • 28 Haziran 2011

    Arif Doğan: Yeşil mükemmel bir ajandı

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM Davası devam etti. Dava dosyası kapsamında ifadesi istenen emekli Albay Arif Doğan’ın Beşiktaş adliyesinde talimatla verdiği ifadeleri de mahkemeye ulaştı. Doğan ifadesinde “İstihbarat elemanları prim karşılığı çalışıyordu. Ödeme konusunda yetkim vardı. JİTEM operatif istihbarat birimiydi. Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’nın kurulmasına ilişkin resmi belgeler miatlı evraklar olup, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesindedir. Operasyonel faaliyetlerdeki gecikme ve bir kısım sıkıntılardan dolayı ortaya çıkan ihtiyaçtan, ikinci bir emre kadar JİTEM adı altında deneme amaçlı bir ünite kadro oluşturuldu. Gerek Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı, gerekse JİTEM’in kurucusu benim. Bu yapının oluşması emrini veren de Burhanettin Bigalı’dır. JİTEM’in görev alanı OHAL Valiliği sınırları içinde kalıyordu. 1990 yılında görevi Veli Küçük’e devrettim.” dedi. Yeşil’in mükemmel bir ajan olduğunu söyleyen Doğan, en son 1994 yılında görüştüklerini, daha sonra kendisini görmediğini söyledi.

  • 21 Şubat 2012

    Emrah Özdemir: Musa Anter’in ölüm emrini Arif Doğan verdi

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM Davası’nda İstanbul Silivri Cezaevi’nde 6.5 yıldır cinayet suçundan tutuklu bulunan Emrah Özdemir, tanık olarak dinlendi. Öldürülen “Kumarhaneler Kralı” Ömer Lütfü Topal’ın şoförünün oğlu olduğunu söyleyen ve sanıklardan Adil Timurtaş, İbrahim Babat ve Arif Doğan’ı tanıdığını söyleyen Özdemir, 2006’da da cezaevinde Adil Timurtaş ile aynı koğuşta kaldığını, diğer sanıkları 2003 yılında, Ergenekon davası tutuklusu Hayrettin Ertekin’i kuyumcu bürosunda tanıdığını söyledi. Özdemir, Musa Anter’in konuşmalarının JİTEM’i rahatsız ettiğini, bu nedenle Arif Doğan’ın kendisi ile görüşüp, “Sana yönelik bir suikasti engelledik, dikkatli ol” diye uyardığını duyduğunu söyledi. Özdemir, “Anter’in ölüm emrini Arif Doğan vermiş, cinayeti Mahmut Yıldırım, Adil Timurtaş, Abdulkadir Aygan ve Hogir kod adlı kişi işlemiş. Bunun yanı sıra söz konusu kişilerin, Vedat Aydın, Murat Aslan, 2 İranlı ve Harbi adlı bir kişiyi de öldürdüklerini duydum” iddiasında bulundu.

     

     

    21 Şubat 2012

  • 29 Haziran 2012

    Zamanaşımına 3 ay kala “İşte o tetikçi”

    Musa Anter cinayeti davasında zaman aşımına 3 ay kala, 29 Haziran 2012’de tetikçi zanlısı Hamit Yıldırım Şırnak da yakalandı ve tutuklandı. Böylece davada zaman aşımı süresi 10 yıl daha uzamış oldu. Haberi “İşte o tetikçi” başlığıyla Sabah gazetesi duyurdu.

    YAZAR NOTU: 

    Abdurrahman Şimşek ve İbrahim Evrim Ayral’ın haberine göre Eylül 1992’den beri kimlik değiştirmeye bile gerek duymaksızın Şırnak’ta yaşayan Musa Anter suikastı tetikçisi Hamit Yıldırım ilk kez Sabah Özel İstihbarat Bölümü tarafından görüntüleniyordu. Gazeteciler, haberin yayınlandığı an itibariyle savcılığın Yıldırım’ı gözaltına alacağını bildiriyordu. Haberde Yıldırım’ı görüntülemek için Güneydoğu’nun zor şartlarında üç ayrı ekiple çalışıldığı ve İstanbul’dan Stockholm’e, Ankara’dan Diyarbakır’a, Mersin’den Şırnak’a uzanan 6 aylık yorucu ve son derece titiz bir çalışma yürütüldüğü aktarılıyordu. Devlet yetkililerinin yıllardır bulamadığı tetikçiyi bir gazete bulabilmişti.

  • 11 Nisan 2012

    Yeşil MİT ve JİTEM’e çalıştı iddiası

    Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür Kasım 2011’de Ankara’daki 4 faili meçhul cinayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede Mahmut Yıldırım’ın MİT ve JİTEM için çalıştığını iddia etmişti. Bunun üzerine Musa Anter cinayeti dosyasını yeniden gözden geçiren Diyarbakır Cumhuriyet Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı, MİT’ten konu ile ilgili bilgi istedi. MİT, sözü geçen olaylarda Mahmut Yıldırım’ın kullanılmadığını Musa Anter cinayetinde MİT’in hiçbir elemanının yer almadığını Yeşil’i sadece birkaç olayda kullandıklarını söyledi. Bu olayların 1990’lı yılların başında Abdullah Öcalan’ın Şam’dan getirilmesi ve Şemdin Sakık’ın Barzani’den alınıp Türkiye’ye teslim edilmesi olduğu açıklandı. 

     

    11 Nisan 2012

  • 30 Haziran 2012

     

    “O katili uzaydan bile tanırım”

    Sabah gazetesi yazarı Abdurrahman Şimşek, Abdülkadir Aygan ile Stockholm’de görüştü. Röportajda Abdülkadir Aygan’ın, suikastın tetikçisi olduğu şüphesiyle gözaltına alınan Hamit Yıldırım’ı teşhis ettiği ve “Ape Musa’yı öldüren adam bu. Uzaydan bile görsem tanırım.” dediği aktarıldı.

  • 2 Temmuz 2012

    Hamit Yıldırım tutuklandı

    Hamit Yıldırım, Diyarbakır Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki sorgusunun sona ermesinin ardından Diyarbakır adliyesine getirildi. Buradaki sorgusu bitince tutuklama talebiyle nöbetçi 7’nci Ağır Ceza Mahkemesine götürüldü ve “Taammüden adam öldürmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

     

    2 Temmuz 2012

  • 15 Kasım 2012

    Emniyet JİTEM’in varlığını hala kabul etmiyor

    Diyarbakır 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden JİTEM davasında İsveç’te yaşayan Abdülkadir Aygan hakkında çıkarılan kırmızı bültene ‘JİTEM bünyesinde çalıştığı ve eylemlere katıldığı’ bilgisinin eklenmesini istedi fakat Emniyet Genel Müdürlüğü, JİTEM’in varlığının netlik kazanmadığı gerekçesiyle talebi reddetti. Mahkeme ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında iki yıldır devam eden yazışma nedeniyle JİTEM davası ile Musa Anter cinayetinin önemli ismi olan Aygan hakkında çıkarılan kırmızı bültenin iptal edilme riski ortaya çıktı. Mahkeme heyeti ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak Abdulkadir Aygan ile ilgili bilgi ve belgelerin tekrar emniyete gönderilmesine karar verdi.

  • 27 Haziran 2013

    Musa Anter cinayetinde iddianame hazırlandı

    Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 10. Maddesi ile Görevli ve Yetkili Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanmasıyla ilgili hazırlanan ve tasarlayarak insan öldürmek ve bu suça iştirak etmek, halkı silahlı isyana teşvik etmek suçlamalarıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 20 yıl hapis cezalarının verilmesi istenen iddianamede Hamit Yıldırım, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Abdülkadir Aygan ve Savaş Gevrekçi sanık olarak yer aldı. İddianame Musa Anter’in ölümünden 21 sonra yıl tamamlanmış oldu. İddianamede, şüphelilerden Mahmut Yıldırım ve Abdülkadir Aygan’ın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “JİTEM Davası”nda da sanık olarak yargılanmalarından dolayı savcı, söz konusu iddianamenin JİTEM Davası ile birleştirilmesini de talep etti.

    27 Haziran 2013

  • 5 Temmuz 2013

     

    Musa Anter iddianamesi kabul edildi

    Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 30 sayfalık iddianame 7’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Yeşil ile birlikte 4 kişi hakkında ‘Taammüden adam öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış ömürboyu, ‘Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik’ suçundan da 20 yıla kadar hapis cezası istendi. JİTEM’in suç örgütü olduğu vurgulanarak, örgütün yapısı hakkında detaylı bilgiler verildi.

  • 31 Temmuz 2013 - 1 Ağustos 2013

    Musa Anter Davası 1. Duruşması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü

    İddianamenin kabul edilmesinin ardından ilk iki duruşma 31 Temmuz 2013 – 1 Ağustos 2013 tarihlerinde Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirildi. Duruşmaya tutuklu sanık Hamit Yıldırım, tutuksuz yargılanan dönemin 3 No’lu Jandarma İstihbarat Tim Komutanı Savaş Gevrekçi, Musa Anter’le birlikte uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtulan Orhan Miroğlu, Musa Anter’in oğlu Dicle Anter ile sanık ve mağdur avukatları katıldı. Hamit Yıldırım suçlamaları reddetti ve “Abdulkadir Aygan bana iftira atıyor. JİTEM ile ilgim yok. Ben şehit ailesiyim, Anter’i de, Miroğlu’nu da ben vurmadım. Tahliyemi istiyorum” dedi.

    Tutuksuz sanık Savaş Gevrekçi ise, “Abdulkadir Aygan ve diğer itirafçılar esnaftan para alıp vermiyordu. Bunlar iç çamaşırlarını biçimsiz bir şekilde balkona astığı için toplayıp kızdım. Aygan bu nedenle kinlenip bana iftira atıyor” dedi. Gevrekçinin duruşma boyunca rahatsız tavırlarının dikkat çektiği aktarıldı. Abdurrahman Şimşek ise kaynaklarından bilginin ardından olayı araştırmaya başladıklarını, sanık Hamit Yıldırım’ın fotoğrafını Abdülkadir Aygan’a teşhis ettirdiklerini ve Basın Kanunu 12. Maddesi gereğince haber kaynaklarını açıklayamayacağını ifade etti.

    Müdahil avukatların Savaş Gevrekçi’nin tutuksuz yargılanmasının delillerin karartılması açısından sakıncalı olduğunu belirterek tutuklanmasını istemelerine rağmen mahkeme talebin reddine karar verdi. Ayrıca “Yeşil”kod adlı Mahmut Yıldırım’ın yakalanmasının beklenmesine, İsveç’te yaşayan Abdülkadir Aygan’ın Segbis sistemi ile ifadesinin alınıp alınamayacağının da Adalet Bakanlığı’na sorulmasına, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak 1991 – 1992 yıllarında Jandarma Asayiş Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na plaka tahsis edilip edilmediğini, edilmişse bu plakaların istenmesine, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Diyarbakır İstihbarat Tim Komutanlığı ve Grup Komutanlığı’nın suç tarihinde görevli olan personelinin isim listesinin de istenmesine ve duruşma öncesinde Gizli Tanık Ahmet’in de ifadesinin alınmasına karar verdi.

    31 Temmuz 2013 - 1 Ağustos 2013

  • 14 Kasım 2013

     

    Arif Doğan: Şu anda bile JİTEM’in 10 bin elemanı ve 5 tane arşiv sorumlusu bulunuyor

    Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM Davası’nda talimatla alınan Arif Doğan’ın ifadesinin dava dosyasına eklendiği bildirildi. Doğan ifadesinde söz konusu davada yargılanan sanıkların çoğunu tanıdığını ve bu kişilerin terör örgütü itirafçısı olduğunu söyledi.

    Jandarma bünyesinde sırasıyla Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ve Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığının denenmek amacıyla kurulduğunu belirten Doğan, “JİTEM bu ikinci kuruluşun göbeğinden çıkarılmıştır. Operatif istihbarat yapabilmek amacıyla kurulmuştur. Bunu ben kurdum. Bu kuruluş Jandarma Genel Komutanı onaylı değildi.” dedi. Ayrıca “JİTEM, 1990 yılından sonra donmaya bırakıldı. Şuan da bile JİTEM’in 10 bin elemanı ve 5 tane arşiv sorumlusu bulunuyor.” diye ekledi. 

    Duruşmada söz alan mağdur avukatı Tahir Elçi, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen yazar Musa Anter’in öldürülmesine ilişkin dava ile mevcut  dosyanın birleştirilmesi hususunda mahkemenin olumsuz görüşüne katılmadıklarını belirtti ve iki dosyanın birleştirilmesi gerektiğini belirtti.

     

  • 2 Aralık, 2013

    Musa Anter Davası 3. Duruşması

    Musa Anter Davası’nda 4 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması 2 Aralık 2013’te Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşmaya önceki duruşmalara Adana F Tipi Cezaevi’nden  getirilemeyen dosyanın tek tutuklu sanığı Hamit Yıldırım ve tutuksuz sanık emekli Albay Savaş Gevrekçi katıldı. Hamit Yıldırım ilk kez hakim önüne çıkmış oldu. Duruşma oldukça gergin ve tartışmalı geçti. Müdahil avukatlarının Gevrekçi’ye,Susurluk Araştırma Raporunda geçen ‘Yeşil’in Şemdin Sakık’ı öldürmeyi planlamasına’ dair sorusuna, Gevrekçi, Yeşil’i tanımadığını, bu kişiye dair bilgisinin kitaplardan olduğu yanıtını verdi. 

     

    Mahkeme sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına, Mahmut Yıldırım hakkında çıkarılan yakalama kararının sonucunun beklenmesine karar verdi. Susurluk Araştırma Raporu’nun yazarı Kutlu Savaş’ın tanıklığı ise, hazırlanan rapor zaten dosyada olduğu için kabul edilmedi. Müdahil avukatının JİTEM ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nin tüm arşivlerinin istenmesi talebi, arşivlerin boyutu göz önünde bulundurularak mümkün olmayacağı belirtildi. Mehmet Eymür ve Orhan Taşanlar’ın tanık olarak dinlenmesi isteminin gelecek duruşmada değerlendirilmesine karar verildi.

     

    2 Aralık, 2013

  • 24 Ocak 2014

     

    Musa Anter Davası 4. Duruşması - Yeşil’in MİT’e Şemdin Sakık’ı öldürmeyi teklif ettiği ortaya çıktı

    Musa Anter cinayetinin Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam eden 4’üncü duruşması 24 Ocak 2014’te başladı. Bir önceki duruşmada Kutlu Savaş’ın hazırladığı Susurluk Raporu’nda yer alan Yeşil’in Şemdin Sakık’ı öldürmek için MİT’e başvuruda bulunduğu ifadeleri üzerine Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi, olayın doğru olup olmadığını MİT Müsteşarlığı’na sormuştu. MİT’in yolladığı belgede, ’Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın Şemdin Sakık’ı öldürmek için başvurduğu; ancak kabul edilmediğini ifade etti. MİT’in aktardığına göre Yeşil İsviçre’ye gitme garantisi verildiği takdirde Şemdin Sakık’ı öldürebileğinin söyledi fakat teklif kabul edilmedi.

     

    Emekli Albay Arif Doğan’ın evinde ele geçirilen belgelerin dava dosyasına gönderilmesini isteyen mahkeme ayrıca ’Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın sosyal güvenlik kayıtlarının SGK’dan istenmesine, Mahmut Yıldırım’a silah ruhsatı verilip verilmediğinin araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına karar verdi ve duruşma ileri tarihe ertelendi.

  • 5 Nisan 2014

    Ergenekon Davası kararı: JİTEM Ergenekon hücresidir

    JİTEM’in bir kontrgerilla ya da devlet içindeki bir örgüt hücresi olduğuna yönelik ilk karar Ergenekon Davası’ndan geldi. Ergenekon davasının gerekçeli kararında “Örgüt belgelerinden ‘JİTEM’ isimli yapılanmanın Ergenekon silahlı terör örgütünün bünyesinde oluşturulmuş yasa dışı bir yapılanma” olduğuna hükmedildi.

    5 Nisan 2014

  • 2014 - 2016

     

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın birleştirilmesi süreci

  • 9 Temmuz 2014

    Musa Anter Davası tıkanma noktasına geliyor

    Musa Anter Davası’nın, Özel Yetkili Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapatılmasının ardından dosyanın nakledildiği Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görüldü. Mahkeme Başkanı, MİT’e Mahmut Yıldırım’ın Şemdin Sakık’ı öldürme talebini ileten jandarma istihbarat subayının adının bildirilmesine ilişkin geçen 24 Ocak tarihinde gönderilen talimata cevap verilmediğini açıkladı. Anter ailesinin avukatı 

    Selim Okçuoğlu Yeşil’in daha önce Hasan Tanrıkulu ismiyle Ankara emniyetinde sorgulandığını belirtti ve “Mahmut Yıldırım’a silah verilip verilmediğinin jandarmadan da sorulmasını istiyoruz. 25 yıl boyunca istihbarat kurumlarına çalışan Mahmut Yıldırım hakkında bir belge bulunamaması ilginçtir.” dedi. 

    Mahkeme, sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a silah ruhsatı verilip verilmediğinin Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına karar veren mahkeme, MİT’in Şemdin Sakık bilgisini veren jandarma yetkilisinin kimliği ile ilgili yazısının beklenmesine karar verdi. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için ertelendi.

    9 Temmuz 2014

  • 17 Ekim 2014

     

    JİTEM’in kurucusu öldü

    JİTEM’i kurduğu iddia edilen emekli Albay Arif Doğan 69 yaşında yaşamını yitirdi.

  • 24 Kasım 2014

    Davanın başka şehire nakli talep ediliyor

    Sanık avukatları davanın başka ilde görülmesi için Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

    24 Kasım 2014

  • 2018

     

    “Davanın nakil talebi politiktir”

    Anter ailesinin avukatı Selim Okçuoğlu Musa Anter Davası’nın nakli ile ilgili talep hakkında “Dava Diyarbakır dışında bir yere gönderilirse, Diyarbakır’daki mahkemeler kapatılmalıdır. Bu kararın politik bir karar olduğunu düşünüyoruz. Çıkacak karara göre ayrıntılı düşüncelerimizi belirteceğiz” dedi.

  • 23 Aralık 2014

    Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi JİTEM ve Musa Anter davalarını birleştirdi

    Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen JİTEM davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme heyetinin, dosyanın Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edilen Musa Anter cinayeti davası ile birleştirilmesi talebi ve herhangi bir itirazın bulunmaması sonucu iki davayı birleştirme kararı verdi.

    23 Aralık 2014

  • 6 Ocak 2015

    Musa Anter davası Ankara’ya taşınıyor

    Diyarbakır 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi davanın başka bir ile nakil edilmesiyle ilgili talep dosyasını Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Adalet Bakanlığı’nın karar vermek üzere dosyayı gönderdiği Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi, Musa Anter cinayeti davasının Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verdi.

  • 2018

    Okçuoğlu “ Davalar kaçırılıyor”

    Davanın nakil kararını değerlendiren Anter ailesinin avukatı Mustafa Selim Okçuoğlu “Sanık avukatları güvenlik gerekçesiyle nakil talebinde bulunduğunda Adalet Bakanlığı’ndan talep dilekçeleri, Valiliğin raporu gibi ilgili belgeleri istedik. Ancak bunlar bize gösterilmedi. Dava kaçırılır gibi Ankara’ya nakledildi. Bu şekilde Musa Anter davasıyla birleştirilen 16 sanıklı JİTEM davası da Ankara’ya nakledilmiş oldu. Bunu hukukla açıklamak mümkün değil. JİTEM ile ilgili Mardin’de açılan dava da kaçırılmıştı. Belli ki bu davalar kaçırılmaya çalışılıyor. Mahkemede MİT’e ilişkin ortaya koyduğumuz bazı talepler vardı. Belli ki bu politik bir kararla bunların göz önünden çekilmek isteniyor.” dedi.

    2018

  • 23 Mart 2015

     

    Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmada Mahmut Yıldırım hakkında yakalama kararı verildi

    Musa Anter davasının Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşması görüldü. Mahkeme Başkanı Dr. Afak İlleez, Savaş Gevrekçi’nin tutuklanması talebini reddetti. Tek tutuklu sanık olan Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mahkeme Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında yakalama kararı verdi. Duruşma 14 Mayıs tarihine ertelendi.

  • 14 Mayıs 2015

    “Yeşil” hakkında kırmızı bülten kararı

    Ankara’daki ikinci duruşmada avukat Selim Okçuoğlu, Akın Birdal’a saldırı olayının azmettiricisi olmaktan yargılanan Cengiz Ersever ve eski Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ın da aralarında bulunduğu bazı kişilerin tanıklığına başvurulmasını talep etti. Ayrıca, “Yeşil” olarak bilinen Mahmut Yıldırım’ın, 1995’te Ankara Emniyet Müdürlüğünce “Hasan Tanrıkulu” ismiyle gözaltına alındığı ve 3 gün sorgulandıktan sonra MİT’e teslim edildiğine ilişkin iddialar bulunduğunu ifade ederek, bunların araştırılmasını istedi ve Mahmut Yıldırım hakkında kırmızı bülten çıkarılmasını talep etti. Mahkeme heyeti Hamit Yıldırım’ın tutukluluğunun devamına karar verdi ve sanık Mahmut Yıldırım hakkında tekrar yakalama emri çıkartarak hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi.

    14 Mayıs 2015

  • 23 Haziran 2015

    Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi davaların birleşmesine karar verdi

    Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve tutuksuz 16 sanığın yargılandığı JİTEM Ana Davası’na devam edildi. Duruşmada ilk olarak Musa Anter cinayeti yargılamasının yapıldığı Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin her iki dosyanın birleştirilmesine ilişkin görüşü okundu. Mahkeme Başkanı, Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin her iki dosyanın birleştirilmesi konusunda, aralarında hukuki ve fiili bağ olmadığı gerekçesiyle olumsuz yanıt verdiğini açıkladı. 

     

    Diyarbakır 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi ise  JİTEM ana davasında incelenecek ve araştırılacak bir husus kalmadığı için yargılamaya son verildiğini açıkladı. Mahkeme dosyanın Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Musa Anter cinayeti davası ile birleştirilmesine karar verdi.

  • 25 Haziran 2015

    Musa Anter davasında Mehmet Eymür ve Orhan Taşdemir’in dinlenmesine karar verildi

    Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Mahkeme Başkanı Afak İlleez, sanıklardan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında çıkarılan kırmızı bültenle ilgili işlemlerin tamamlandığını açıkladı. Mahkeme ayrıca eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür ile eski Ankara Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar’ın “tanık” olarak dinlenmelerine karar verdi.

     

    25 Haziran 2015

  • 9 Temmuz 2015

    Yeşil Belçika’da Mahmut Özer kimliğiyle kanserden öldü iddiası

    Belçika’da yaşayan Türklere yönelik haberler yapan “belturkhaber” adlı internet sitesi, Mahmut Özer adına düzenlenen kimlikle Belçika’nın Vervier şehrinde yaşayan ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ın, geçen cuma günü kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiğini iddia etti. Belçika’nın Vervier kentinde hastanede kanser tedavisi gören Mahmut Özer, 3 Temmuz cuma günü yaşamını yitirdi. Arkadaşı Süleyman Yarol vasiyeti üzerine cenazeyi Erzincan’a getirdi. Süleyman Yarol cenazenin Mahmut Yıldırım’a ait olduğu iddialarını reddetti.

  • 17 Eylül 2015

    Otopsi için Mahmut Özer’in mezarı açılabilir kararı

    Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada Afak İlleez, Belçika’da hayatını kaybeden ve  Erzincan’da toprağa verilen Mahmut Özer adlı vatandaşın sanık “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım olup olmadığının tespiti için kabrinin açılmasına ilişkin Adli Tıp’tan görüş aldıklarını belirtti. İlleez, “Ölümüyle ilgili belge sunuldu, ilgili makamlara yazı yazdık. Gerekirse otopsi ve kabir açılması ile ilgili işlemler yapılacak” dedi. Mahkeme, sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluğunun devamına karar vererek, sanık Savaş Gevrekçi’nin ise tutuklanması talebini reddetti.

    17 Eylül 2015

  • 9 Kasım 2015

    Davada ilerleme sağlanamıyor

    Musa Anter cinayetiyle ilgili davanın beşinci duruşmasında, mahkeme yine tanıkları dinlemeyi reddetti. Mahkeme tanıklardan sanık Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınması için için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne gönderilen müzekkereye cevap verilmediği bildirildi. Duruşmada, ‘Mahmut Özer’ adıyla Erzincan’da defnedilen ve “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım olduğu yönünde iddialar bulunan kişinin cenazesinden alınan DNA örneklerinin Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ancak henüz yanıt gelmediği tutanağa geçirildi. Mahkeme tutuklu sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına ve eksiklerinin giderilmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma tarihi 21 Aralık 2015 olarak belirlendi.

  • 28 Kasım 2015

    Tahir Elçi suikasti

    Davanın müdahil avukatlarından Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi uğradığı suikastte öldürüldü.

     

    28 Kasım 2015

  • 21 Aralık 2015

    Mehmet Eymür, Kutlu Savaş ve Orhan Taşanlar tanık olarak dinlenecek

    Musa Anter ve JİTEM ana davasının altıncı duruşmasında mahkeme Susurluk Raporu’nu hazırlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu eski Başkanı Kutlu Savaş ile eski Ankara il emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ve MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür’ün tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Mahkeme heyeti, önceki duruşmada İsveç’te siyasi mülteci olarak yaşayan JİTEM itirafçılarından Abdülkadir Aygan kod adlı Aziz Turan’ın SEGBİS yöntemiyle ifadesinin alınması için Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne başvurmuştu. Ancak İsveç yasasına göre sanığın SEGBİS yoluyla duruşmada dinlenebilmesi için rızasının alınması gerektiği cevabını alan mahkeme yeni bir başvuru yaparak sanığın rızasının olup olmadığının tespit edilmesini istedi. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından gönderilen yazıda açılan Mahmut Özer’in  mezarının ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’a ait olmadığı bildirildi.

  • 29 Ocak 2016

    Yargıtay Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın birleştirilmesini Onayladı

    Yargıtay, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki 16 sanıklı JİTEM davası ile yazar Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanmasına ilişkin Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki 4 sanıklı davanın birleştirilmesini ve birleştirilen davanın Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini kararlaştırdı.

    29 Ocak 2016

  • 14 Mart 2016

     

    Veli Küçük ve Hüseyin Özbilgin tanık olarak dinlenecek

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın görülmesine Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Duruşmada ifade veren Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Yeşil için “Olayın olduğu tarihte resmi bir görevim yoktu. Mahmut Yıldırım ile yurt dışı görevlerde çalıştık. İki İranlı kaçırılmıştı, sonra da ölü bulunmuştu. Biz, bu İranlılardan sonra Mahmut Yıldırım’ı sorguya aldık. Burada Musa Anter ile ilgili bir şeyden bahsetti. Musa Anter’de bizzat kendisi yer almış. Yaşadığını zannetmiyorum. Kim görev verdiyse onun sorgulanması gerek” dedi.

    Eymür sözlerine şöyle devam etti: “Mahmut Yıldırım’ın sorgusu sırasında Musa Anter’i çağırtmak için PKK Diyarbakır komite başkanını getirttiğini, para veya başka şeylerle PKK’ya çok şey yaptırdıklarını söyledi.  Yıldırım sorgusunda Orhan Miroğlu’nu ‘Tayfun’ diye tanıdığını, PKK’nın üzerine kalsın diye Orhan Miroğlu’nu yaralı bıraktım’ dedi.” Eymür ayrıca, Mahmut Yıldırım’ın MİT elemanı olduğunu ve Veli Küçük’ün Musa Anter cinayetiyle ilgili kendisinden daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyledi.

    Mahkeme, emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük ile dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Hüseyin Özbilgin hakkında tanık olarak çağrı kağıdı çıkarılmasına karar verdi.

  • 25 Mart 2016

    Dicle Anter: Orhan Miroğlu iddialara neden cevap vermedi?

    Mehmet Eymür’ün Orhan Miroğlu hakkındaki iddialarının ardından Dicle Anter ANF’ye konu ilgili açıklamalarda bulundu. Anter, Orhan Miroğlu’nun samimiyetine olaydaki mağduriyetinden dolayı her zaman inandıklarını ama Eymür’ün iddialarına 10 gündür cevap vermemesinin kendisi hakkındaki şüphelerinin artmasına neden olduğunu söyledi.

    25 Mart 2016

  • 28 Mart 2016

    Hasan Bildirici: Musa Anter’i Diyarbakır’a Miroğlu’nun çektiğinden şüpheleniyorduk

    Cinayet günü Musa Anter ile Diyarbakır’a davet edilen ancak daveti şüpheli bularak gitmeyen Özgür Gündem Gazetesi eski genel yayın yönetmeni Hasan Bildirici Oda TV’de “Musa Anter’i Ölüme kimle götürdü” başlıklı bir yazı yazdı. Bildirici yazısında Diyarbakır Belediyesinin bir kültür etkinliği için Musa Anter ile kendisinin ve Haluk Gerger ile Cemşit Bender’in de davet edildiğini ama bu daveti şüpheli buldukları için katılmadıklarını, Anter’i de gitmemeye ikna etmeyi denediklerinin ama başaramadıklarını yazdı. En başından beri Miroğlu’nun Musa Anter’i Diyarbakır’a çeken kişi olduğunu düşündüklerinin belirten Bildirici, Eymür’ün ifadeleriyle Miroğlu’nun cinayetteki konumunun daha da şüpheli hale geldiğinin yazdı.

  • 4 Nisan 2016

    Mehmet Eymür: Miroğlu’nun MİT elemanı olduğunu söylemedim

    Mehmet Eymür, ifadesi üzerine çıkan tartışma ilgili açıklamasında, kendisinin Orhan Miroğlu hakkında ajan veya MİT elemanı olduğuna dair bir şey söylemediğini belirtti. Yeşil’in söz konusu ifadesinde Orhan Miroğlu’nu “Tayfun” olarak tanıması ile ilgili, “Tabi bir açılımı yok. Ayrıca Yeşil’in o tarihte MİT’le bir ilişkisi yok ki Miroğlu’nun MİT elemanı olup olmadığını bilsin. Yeşil, o tarihte jandarmaya çalışan birisi. O dönemde her türlü hüviyeti vermişler. Her yere gidip çıkıyor. O dönemde Yeşil’e o yetkiyi veren kişilere hesap sormak lazım.” Dedi. Ayrıca Orhan Miroğlu’nun MİT elamanı olması durumunda olayda kendisine 5 kurşun sıkılmasının mantıksız olacağını söyledi.

    4 Nisan 2016

  • 25 Nisan 2016

    8. duruşma Miroğlu: “MİT’in cinayetten haberi vardı”

    Birleştirilen JİTEM ana davası ve Musa Anter davasının görülmesine devam edildi. Tanık olarak çağrılan emekli Jandarma Tuğgeneral Veli Küçük mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Davanın müştekileri arasında bulunan Orhan Miroğlu “Musa Anter’in öldürülmesinde MİT’in, JİTEM’in ve PKK’nın içinde olan bir yapının rolü var. MİT’in, Musa Anter’in ölümüne seyirci kaldığı için kabahati var.” dedi. Miroğlu, beyanlarının ardından Hamit Yıldırım ile yüzleştirildi ve olayın gerçekleştiği sırada şahsın 18-19 yaşlarında olduğunu ve teşhis edemeyeceğini söyledi. 

    Sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına; Abdülkadir Aygan’ın İsveç’ten iadesinin istenmesine; bir sonraki duruşmada, Veli Küçük’ün tanık olarak dinlenmesi için yeniden çağrı kağıdı çıkarılmasına; Mehmet Eymür’ün bir önceki duruşmada tanık olarak beyanında belirtmiş olduğu Mahmut Yıldırım’ın sorgusuna ilişkin belgeleri mahkemeye ibrazı için çağrı kağıdı çıkarılmasına karar verildi. Bir sonraki duruşma 20 Haziran 2016 tarihine ertelendi.

  • 20 Haziran 2016

    4 gün önce Jandarma Teşkilatı’nın törenine katılan Veli Küçük sağlık sorunu sebebiyle duruşmaya katılmadı

    9. duruşmaya Veli Küçük’ün sağlık sebeplerinden dolayı ifadesinin SEGBİS ile alınması talebinin okunmasıyla başladı. Bunu üzerine Avukat Selim Okçuoğlu duruşmadan 4 gün önce Veli Küçük’ün Bilecik’te Jandarma Teşkilatı’nın 177. yılı için düzenlenen törene katıldığını ve bunun basında yer aldığını; Küçük’ün gayet sağlıklı göründüğünü ve bu nedenle SEGBİS aracığıyla dinlenmesini değil mahkeme huzurunda dinlenmesini talep etti. 

    Katılan vekillerinden Avukat Barış Yavuz ve Avukat Ercan Yılmaz 1996-1997 yılları arasında İçişleri Bakanlığı yapan Meral Akşener’in Akşam Gazetesi’ne verdiği röportajda “Bu ülke için, bu milletin birliği, beraberliği için bir şey yapılması gerekiyorsa yapmışımdır, sorumluluğunu da sonuna kadar alıyorum” şeklindeki beyanlarına istinaden tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini beyan ettiler.

    Mahkeme, Veli Küçük’ün huzurda dinlenmesi ve  dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener, Eski OHAL Valisi Ünal Erkan ve dönemin Milletvekili Sinan Yerlikaya’nın tanık olarak dinlenmesi talebini reddetti. Tutuklu sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    20 Haziran 2016

  • 22 Eylül 2016

    10. duruşmada 24 yıl sonra ilk kez dinlenen tanıklar

    Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen talimat duruşmasında, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras ve Turizm Daire Başkanı Nevin Soyukaya ile Yazar Samet Aydın ifade verdi. JİTEM Davası ile birleştirilerek Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledilen davada tanıklar, Anter cinayetinden 24 yıl sonra ifade verdi. Soyukaya “24 yıl geçti olayın üzerinden. Biz ilk kez çağrılıyoruz. Ne kadar hatırlarım bilmiyorum. Olayın olduğu zaman olay anında bir tanıklığım yoktur. Sadece festivali düzenleyen belediye çalışanıydım.” dedi. Okçuoğlu’nun, “O tarihlerde Diyarbakır’da ve bölgede gazeteciler dahil işlenen çok sayıda kaçırma ve ‘faili meçhul’ olaylara rağmen böylesi bir organizasyonu ve risk altında bulunan kişileri davet etmeyi nasıl izah ediyorsunuz?” sorusuna ise festivalin yapılıp yapılmama kararının kendisinde değil yönetimde olduğunu kendisinin alt komisyonda görevli olduğunu söyleyerek cevapladı.

  • 26 Eylül 2016

    Veli Küçük JİTEM’i basından duymuş

    26 Eylül 2016 tarihli duruşmada, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, SEGBİS yöntemi ile tanık olarak dinlendi. Tanık Veli Küçük, dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli’nin ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Burhanettin Bigalı’nın isteği üzerine Ağustos 1990-Haziran 1991 tarihleri arasında, yalnızca onbir ay süreyle, Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı yaptığını, nitekim daha sonra ilgili birim lağvedildiğinden görevinin sonlandığını ve yerine kimsenin geçmediğini ileri sürdü. Küçük çalıştığı birimin görevinin terörle mücadele değil, istihbarat çalışmaları yürütmek olduğunu söyledi.

    Küçük, JİTEM yapılanması hakkında ise bildiklerinin yalnızca basından okuduklarından ibaret olduğunu iddia etti. Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı ile Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM) Birimi’nin birbirine karıştırıldığını ve kendi kurduğu komutanlıkla JİTEM’in bir ilgisi olmadığını söyledi. Küçük, JİTEM’in kendi görevi kapsamına girmediğini ve böyle bir yapılanmanın zaten var olmadığını ifade etti. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ı ise hiç görmediğini iddia etti.

    26 Eylül 2016

  • 28 Aralık 2016

    Ali Ozansoy da JİTEM’i basından duymuş

    Musa Anter ve JİTEM ana davasının 18 sanıklı 12. duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Cezaevinde bulunan Rüstem Ay isimli şahsın mahkemeye dilekçe göndererek ve Avukat Selim Okçuoğlu’nu arayarak Hamit Yıldırım’ı teşhis edebileceğini, kendisinin “Mehmet Komiser” olarak tanıdığı kişinin Mahmut Yıldırım olduğunu iddia etmesi üzerine tanık olarak dinlenmesi talep edildi fakat bu talep bir sonraki mahkemede karara bağlanması kararlaştırıldı. Sanık avukatları bu karar karşı çıktı. 

    Abdülkadir Aygan, 2004’te “İtirafçı Bir JİTEM’ci Anlattı” adlı kitabında ve çeşitli yerlere verdiği röportajlarda Anter cinayetiyle ilgili JİTEM Telsiz Kumanda Merkezi’nde Ali Ozansoy’ın görevli olduğunu söylemişti. İfadesi alınan ve adı 1994 yılında itirafçı olarak çalışmaya başladıktan sonra Ahmet Turan Altaylı olarak değiştirilen Ozansoy Musa Anter’in öldürülmesi ve Orhan Miroğlu’nun yaralanmasına ilişkin hiçbir bilgisi olmadığını, JİTEM’i basından bildiğini söyledi. Avukat Selim Okçuoğlu’nun aralarında Abdülkadir Aygan’ın ve Ali Ozansoy’un bulunduğu itirafçıların o dönemde çektirmiş olduğu samimi bir fotoğrafı mahkeme heyetine göstermesi üzerine ara ara itirafçıların beraber fotoğraf çektirdiğini söyledi.

    Abdülkadir Aygan’ın ifadesinin alınabilmesine yönelik çabalar ise bu duruşmada da devam etti. Abdülkadir Aygan’ın İsveç’te ifadesinin alınmasının dosya açısından çok önemli olduğunun altını çizen Av. Selim Okçuoğlu, T.C. Adalet Bakanlığı’na yazılan yazının cevabı beklenmeden tekidini talep etti. Mahkeme heyeti ise ara kararında, T.C. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne yazılan yazıya cevabın, yurtdışı yazışmasına ilişkin makul süre de dikkate alınarak beklenmesine karar verdi. Hamit Yıldırım’ın ise tutukluluğunun devamına ve Mahmut Yıldırım’ın defteri olduğu iddia edilen belgenin bir sonraki duruşmada incelenmesine karar verildi.

  • 14 Mart 2017

    13. duruşma: Yeşil 1998’de MİT ile çalıştı iddiası

    Musa Anter ve JİTEM ana davasının 13. duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Abdülkadir Aygan’la Stockholm’de röportaj yapan Abdurrahman Şimşek katılacağını belirtmesine rağmen duruşmada bulunmadı. Mehmet Eymür önceki ifadelerinde Mahmut Yıldırım’dan 30 Kasım 1996 yılından itibaren haber alınamadığını belirtmişti. Fakat 2012 yılında Habertürk gazetesinde yer alan habere göre Mahmut Yıldırım MİT tarafında 1998 yılında Şemdin Sakık’ın Türkiye’ye getirilmesi olayında kullanıldı. Bu bilgiler göz önünde bulundurularak mahkeme MİT’ten adı geçen haberin doğruluğunun araştırılması için, Mahmut Yıldırım’a ilişkin olarak ellerinde herhangi bir bilginin olup olmadığına dair bilgi istenmesine karar verdi. Ayrıca Avukat Selim Okçuoğlu’nun talebi üzerine JİTEM içerisinde aktif görev aldığı öne sürülen Cem Ersever’in de 20 Eylül 1992 yılından önceki görev tanımının, görev süresinin ve eğer belirtilen tarihte Diyarbakır’da görev aldıysa hangi tarihte Diyarbakır’dan ayrıldığının Jandarma Genel Komutanlığı’na sorulmasına karar verdi.

    14 Mart 2017

  • 7 Haziran 2017

    14. duruşma: Abdülkadir Aygan’ın adli yardım aracılığıyla ifadesinin tespiti için Adalet Bakanlığı’na istinabe yazısı yazılmasına...

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 14. duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etti. Musa Anter’in öldürüldüğü dönem Özgür Gündem gazetesinde çalışan eski AKP Milletvekili Muhsin Kızılkaya da tanık olarak dinlendi. Kızılkaya ifadesine, Musa Anter’in öldürüldüğü tarihte Özgür Gündem gazetesinde çalıştığını, Diyarbakır Belediyesi’nde düzenlenen kültür festivaline, gazete kabul etmemesine rağmen Musa Anter ve kendisinin katıldığını, Diyarbakır’da Musa Anter ve kendisine uyarı yapıldığını belirterek başladı. Kızılkaya o dönemde yasa dışı faaliyetler gösteren JİTEM ve Hizbullah’ın faili meçhul cinayetler işlediği konusunda bilgilerinin olduğunu ancak Musa Anter’i kim ya da kimlerin öldürdüğüne ilişkin bir şey diyemeyeceğini söyledi. Kızılkaya’nın PKK’nın Anter’i tehdit ettiğini söylemesi üzerine Dicle Anter, Kızılkaya’nın ifadesinin ardından, babasına örgütün yerel bir biriminden mektup gönderildiğini, fakat daha sonra örgütün özür dilediğini söyledi. 

    Mahkeme tutuklu sanık Hamit Yıldırım’ın tutukluluk halinin devamına ve sanık Abdülkadir Aygan’ın adli yardım aracılığıyla ifadesinin tespiti için Adalet Bakanlığı’na istinabe yazısı yazılmasına, tarafların sanığa sorulmasını istediği soruları hazırlayarak mahkemeye sunmalarına, İsveç devleti tarafından belirlenecek tarihin dosya taraflarına tebliğ edilmesine karar verildi.

  • 28 Haziran 2017

    Tutuklu tek sanık Hamit Yıldırım serbest kaldı

    Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteci yazar Musa Anter’i öldürmekle suçlanan ve davanın tek tutuklu sanığı olan Hamit Yıldırım’ı 5 yıllık tutukluluk süresi dolduğu gerekçesiyle tahliye etti ve yurt dışı yasağı koydu. Ceza Muhakemesi Yasası’na göre bir kişi terör, cinayet gibi suçlardan en fazla 5 yıl tutuklu kalabiliyor.

    28 Haziran 2017

  • 17 Ekim 2017

     

    “Ape kod Musa Anter”

    Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde 30 Kasım 2016 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) üye ve yönetici olan 8 kişinin 17 Ekim 2017’de Çerkezköy Ağır Ceza Mahkemesinde duruşması görüldü. “Silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılanacak HDP’lilerin iddianamesini hazırlayan Çerkezköy Başsavcısı, 72 yaşında suikastla öldürülen Kürt yazar ve aydını Musa Anter’i kayıtlara Kürtçede amca anlamına gelen “Apê” sözcüğünü de kod isim olarak geçirdi.
    Savcı, Yakup Yüce’ye dayandırdığı iddianamesinde şu ifadelerde bulundu: “ (…) ilçe parti binasında A.ÖCALAN’a ait poster, yine terör örgütünün sözde ideoloji haline gelmiş olan örgüt mensuplarından MAZLUM DOĞAN-MAHSUN KORKMAZ-KEMAL PİR-APE KOD MUSA ANTER ve PKK terör örgütü yöneticilerine ait resimler bulunduğunu beyan ederek ifadesinde isimleri geçen şahısları fotoğraflarından teşhis etmiştir.”

  • 20 Aralık 2017

    Orhan Miroğlu: “Devletin çözemediği şeyi sen mi çözeceksin, uğraşma”

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 16. duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde devam etti. İfade alınması kararından 1 yıl sonra Sabah gazetesi yazarı Abdülkadir Şimşek’in SEGBİS ile ifadesi alındı. Dava Diyarbakır’da devam ederken mahkemeye sunulan Abdülkadir Aygan ile yapılan röportaj CD ise mahkeme başkanının kendi ifadesiyle, “Diyarbakır’dan taşınırken mi artık ne olduysa olmuş,” ve  kaybolmuştu. Şimşek ifadesinde o dönemde Sabah gazetesinde İstihbarat Müdürü olarak görev yaptığını, Musa Anter cinayetiyle ilgili haber kaynaklarından onu öldüren kişinin Hamit Yıldırım olduğuna dair istihbarat aldığını, kaynağının kendisine Hamit Yıldırım’ın yakın çevresine Musa Anter’i öldürdüğü için pişmanlık duyduğuna dair açıklamalar yaptığını ilettiğini söyledi. Abdülkadir Aygan Hamit Yıldırım’ın o dönemki fotoğrafını gördüğünde ise “ Ben bu fotoğrafı uzaydan görsem tanırım. Evet benim söylediğim korucu Hamit işte budur,” demişti. 

     

    Şimşek’in ifadesinde bir diğer önemli nokta da, haberi araştırdığı sırada Orhan Miroğlu’nun kendisini arayarak “Devletin çözemediği şeyi sen mi çözeceksin, uğraşma,” dediğini aktarması oldu. Ayrıca Üst düzey bir jandarma personeline dayandırdığı bazı bilgileri de paylaşan Şimşek, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın eski adı Özel Harp Dairesi olan birim personellerince kaçırılıp öldürüldüğünü, öldürüldükten sonra da Yeşil’in video kaydına alınarak, üst düzey jandarma istihbarat teşkilatından üst düzey komutanlar tarafından izlendiğini söyledi. 

    Sanık avukatları suçu FETÖ’ye yıkmaya mı çalışıyor?

    Sanık avukatlarından Kaya Yelek dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Osman Coşkun ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven’in Gülen cemaatiyle ilişkisini vurgulayarak Abdurrahman Şimşek’in de cemaatle ilişkisi olması ihtimali yönünde sorgulamalar yaptı. Tanığa “Recep Güven’le bağlantınız olduğunu biz biliyoruz,” dedi ve  “bu davanın FETÖ örgütünün kumpası olduğunu düşünüp düşünmediğini” sordu. Şimşek bunun bir FETÖ kumpası olduğunu düşünmediği yönünde ifade verdi. Yelek ayrıca daha önce davaya konu olan 5 Ekim 2015 tarihinde habervaktim adlı internet sitesinde çıkan bir haberde Aygan’ın, Hamit Yıldırım’ın kendisine zorla teşhis ettirildiğini ve vicdanının rahat olmadığını belirttiğini söyledi. Şimşek ise Aygan’ın maddi durumunun iyi olmadığını birilerinden para almış olabileceği yorumunu yaptı.

    Abdülkadir Aygan hakkında Adalet Bakanlığı’na yazılan uluslararası istinabe yazısına hâlâ cevap beklenen duruşma  4 Nisan 2018 tarihine ertelendi.

    20 Aralık 2017

  • 2 Nisan 2018

     

    “Yeşil yaşıyor ve büyük bir ihtimalle bir hastalıkla boğuşuyor”

    Habertürk TV’de yayınlanan Türkiye’nin Nabzı programına katılan eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Pekin, kendisine sorulan “Yeşil yaşıyor mu” sorusuna “Hayattadır ve büyük bir ihtimalle bir hastalıkla boğuşuyor. MİT’e söylerdim ya da Emniyet’e söylerdim bilseydim. Nerede olduğunu bilmiyorum. Benim duyduğum aldığım bilgiler bu şekilde. Bu adamın sağ olduğu ve bir hastalıkla mücadele ettiği şeklinde. 4 veya 5 ay evvel görüştüm.” şeklinde cevap verdi. Programda yer alan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ise Yeşil’in yaşadığına ihtimal vermediğini, kendisinin saklanamayacak kadar geveze biri olduğu yorumunu yaptı. 

  • 4 Nisan 2018

    Yerine getiril(e)meyen talepler davası

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 04 Nisan 2018 tarihli duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, son birkaç celsede olduğu gibi, JİTEM Ana Davası avukatlarından kimse katılmadı. Avukat Selim Okçuoğlu, Habertürk TV’de eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin’in Yeşil’in yaşadığına dair açıklamalar yapması üzerine mahkemede tanık olarak dinlenmesini talep etti. Sanık avukatları ise talebe karşı çıktı.

     

    Hafıza Merkezi’nin hazırladığı dava izleme raporundaki şu ifadeler ise davanın gidişatını özetler nitelikteydi: “Duruşma boyunca hem sanık hem de katılan avukatları taleplerini ifade ederken ‘mahkemenin zamanını almamak, detaylarla vakit kaybetmemek için girmemek, yıllardır süren bu dava boyunca’ gibi ifadeler kullanmasına karşın bir sonraki duruşma tarihi ve saati belirlenirken Av. Hikmet İşler’in ‘10.00 yerine 10.30 olamaz mı?’ sorusuna heyetten bir üyenin ‘Başlaması zaten 10.30’u buluyor. Uzun sürüyor, öğle tatiline denk gelmesin,’ şeklindeki cevabı, neredeyse iki yıldır hiçbir tanığın dinlenilmediği ilk ve en kısa süren duruşma olması nedeniyle dikkate değerdi. Bunun yanı sıra, dava sürecinde gelinen noktada, hemen her celsede tekrarlanarak bir süreklilik oluşturur şekilde yerine getirilmeyen talepler, cevabı gelmeyen yazılar, adres değişikliği nedeniyle ulaşılamayan tanıklar gibi durumlar göz önünde alındığında, yargılamanın ‘sürüncemede bırakılması’ pratiğinin halihazırda yargılamanın ‘bir niteliğine’ dönüştüğünü söylemek yerinde gözükmektedir.”

     

    4 Nisan 2018

  • 12 Nisan 2018

     

    Musa Anter’i anma konuşması Yapan Ferhat Tunç’a dava açıldı

    Musa Anter’in ölüm yıldönümü olan 20 Eylül 2017’de Musa Anter Parkı’nda gerçekleştirilen Halkların Demokratik Partisi (HDP) mitinginde yaptığı konuşmayı gerekçe göstererek Van Cumhuriyet Başsavcılığı Ferhat Tunç hakkında soruşturma başlattı. Tunç’un Musa Anter’e dair yaptığı ve soruşturmaya konu olan konuşması şöyleydi: “25 yıl önce büyük halk dervişini planlayarak, alçakça katlettiler. Apê Musa’yı tanımış olmanın büyük onurunu yaşayan kardeşlerinizden birisiyim. Onun çocuklarına bıraktığı o masallar, bugün o çocukların dillerinde büyük bir özgürlük destanına dönüştüler.” Tunç, konuşmasının devamında Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine Ankara’da saldırı düzenlenmesine ve AKP’nin OHAL politikalarıyla iktidarın mevcut politikalarına tepki göstererek, “12 Eylül darbesine rahmet okuyor” demişti. Tunç söz konusu konuşmasındaki her şeyin arkasında olduğunu belirtti.

  • 11 Temmuz 2018

    18. duruşma: İsmail Hakkı Pekin tanık olarak dinlenecek

    Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde, birleştirilen Musa Anter ve JİTEM ana davasının 18. duruşması bugün görüldü. Mahkemeden Sözcü Gazetesi’nde 22 Haziran 2018 tarihinde yayınlanan haberde Mahmut Yıldırım’ın sağ kolu olduğu iddia edilen Zekir Selvi olarak bilinen Bedirhan Esenlik isimli kişinin araştırılması talep edildi. Sanık avukatları taleplerin reddedilmesini istedi. 

    Kararların okunması sırasında sanık Abdülkadir Aygan’ın avukatı Ece Çam Yiğit’in salondan ayrılması üzerine sanık avukatları kendisine “Avukat Hanım İsveç’e gidersek haber veririz,” esprileri yaptılar ve tüm salonda gülüşmeler yaşandı. Mahkemede, Selim Okçuoğlu’nun beyan ve talebi üzerine, yakın tarihli televizyon programında Yeşil kod adlı sanık Mahmut Yıldırım’ın yaşadığını beyan eden Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in tanık olarak ifadesinin tespiti için tanıklık için işlemlerin tamamlanmasına, Zakir Selvi (Bedirhan Esenlik) ile ilgili Sözcü Gazetesi’nden Zakir Selvi’nin kimlik ve adres bilgisinin sorulmasına, Gazeteci Abdurrahman Şimşek’in celse arasında sunduğu Abdülkadir Aygan ile yaptığı röportaj kaydının gelecek celse izlenmesine, Sanık Aziz Turan (Abdülkadir Aygan) için uluslararası istinabe işleminin akıbetinin sorulmasına, henüz dinlenmemiş diğer tanıklar için adres araştırması yapılmasına karar verildi.

    11 Temmuz 2018

  • 20 Eylül 2018

    “Devletin Musa Anter davası için parası yok!”

    Musa Anter’in oğlu Dicle Anter Duvar gazetesinde kaleme aldığı yazıda mahkemenin belgelerin gerekli kamu kuruluşlarından getirilmemesi, en önemli sanıklardan Abdülkadir Aygan’ın İsveç’te ifadesinin alınamamasına “ekonomik sıkıntıların” gerekçe olarak gösterdiğini açıkladı ve “Bu kadar senedir devam eden mahkemeler, bürokratik işlemler yüzünden sonuçlanamıyor.” dedi.

  • 14 Kasım 2018

    İsmail Hakkı Pekin : Yeşil yaşıyor, Ersever’i de Yeşil öldürdü

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 19’uncu 14 Kasım 2018 tarihli duruşması, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı İsmail Hakkı Pekin tanık olarak dinlendi. Pekin televizyon programındaki sözlerinin kendi görüşü ve yorumu olduğunu, çevresi geniş bir insan olduğundan bu tür duyumlar aldığını ve bu duyumlarda Yeşil’in yaşadığını ve kanserle mücadele ettiğini öğrendiğini söyledi. Pekin sorular üzerine 5. Hudut Alay komutanlığı yaptığı sırada Iğdır İl Jandarma Komutanı Nacak Albay’ın Yeşil’i kendisine getirdiğini ve gözünün tutmadığını, tehlikeli biri olduğuna karar verdiğinin açıkladı. “Para karşılığı, terörist başına para alıyordu. “Güvenilmez biri” dedim. Geri gönderdim. Bir daha hiç görmedim. Bu kişiler infazlar ve suikastlar için kullanılıyordu. Görev arkadaşım Cem Ersever’i Yeşil öldürdü. Bu benim duyumlar üzerine değerlendirmemdir. Devletin Gizli servisleri maalesef böyle çalışır, devlet adına çalışan meçhul unsurlar vardır, Yeşil de devlet adına işler yaptı” dedi. Pekin tecrübelerine dayanarak devletin deşifre olan bu kişileri genelde bir yerlere gönderdiğini, kimliklerinin, görünüşlerinin değiştirildiğini, Yeşil için de bu ihtimallerin güçlü olduğunu belirtti. 

    Ardından Abdülkadir Aygan ile İsveç’te yapılan röportaj kaydı izlendi. Röportajda, Abdurrahman Şimşek Aygan’a Şırnaklı Hamit denilen kişinin gençlik ve güncel fotoğraflarını gösteriyordu. Aygan, Musa Anter’in Hamit Yıldırım tarafından öldürüldüğünü, Abdurrahman Şimşek’in kendisine gösterdiği kişinin Hamit Yıldırım olduğunu, daha önce teşhis edememesinin nedeninin kendisine gösterilen fotoğrafta şişman kişi olduğunu, kendisinin yıllar öncesinde Şırnaklı Hamit’i gördüğünü, o zaman zayıf bir kişi olarak hatırladığını, şişman halini tanıyamayacağını söyledi.

    Mahkeme Mahmut Yıldırım’ın tanık koruma kanunundan yararlanıp yararlanmadığının Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne sorulmasına, kanser hastası olduğu söylenen Mahmut Yıldırım’ın SGK nezdinde tedavi görüp görmediğinin araştırılarak mahkemeye bilgi verilmesi üzere SGK’ya yazı yazılmasına hükmederek, duruşmayı erteledi.

    14 Kasım 2018

  • 19 Kasım 2018

     

    Musa Anter‘in katil zanlısı Hamit Yıldırım AKP’den aday adayı oldu

    Musa Anter’in katil zanlısı olarak yargılanan Hamit Yıldırım Şırnak merkeze bağlı Kumçatı Belde Belediyesi Başkanlığı için AKP’den aday adayı oldu. Yıldırım 16 Kasım 2018’de adaylık için resmi başvuruda bulunduğu öğrenildi. Yıldırım 29 Haziran 2012’de gözaltına alındıktan sonra tutuklanmış ve 5 yıllık tutukluluk süresi dolduğu için 2017 yılının Haziran ayında tahliye edilmişti.

  • 20 Mart 2019

    Hüseyin Oğuz: “Cinayet emrini veren Aytekin Özen halen Ankara’da müteahhitlik yapıyor”

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 20 Mart 2019 tarihli duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkemede Mahmut Yıldırım’a ait koruma kaydı ya da Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sağlık kaydına rastlanmadığı belirtildi. Tanık Jandarma İstihbarat emekli astsubayı Hüseyin Oğuz davaya dair önemli ve ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda JİTEM’in varlığını asla inkar etmediğini belirterek Yeşil’in gerçek kimliğini de ilk kendisinin açıkladığını söyledi. Oğuz 6 Eylül 2011 tarihinde Beyaz TV’de yayınlanan Latif Şimşek ve Nagehan Alçı moderatörlüğünde gerçekleşen program sırasında Abdülkadir Aygan’la görüştüğünü ve bunların kayıtlarının kanalda olması gerektiğini söyledi. Avukatların soruları sırasında Oğuz, Abdülkadir Aygan’ın Musa Anter’in öldürülmesi talimatının “Celil” kod isimli Aytekin Özen’den geldiğini söyleyerek, “Aytekin Özen JİTEM’de çok yetkin biri. Kendisi emekli tarih uzmanı bir albaydır. Hala şu an Ankara’da müteahhitlik yapıyor. Kendisinin ifadesi bir kez bile alınmadı. Anlatırsa bu dosyada faili meçhul filan kalmaz.” dedi. Aygan ve Özen’in JİTEM adına Vedat Aydın’ı da öldürdüklerini iddia etti. Binbaşı Cem Ersever’i de Aytekin Özen’in öldürdüğünün söyleyen Oğuz buna o dönem Ankara İl Jandarma Alay Komutanı olan Ali Öz’ün ve Ankara’da istihbaratın başı olarak H. Kenan Yılmaz’ın da dahil olduğunu açıkladı. 

     

    Avukat Selim Okçuoğlu, davada zamanaşımına 3 yıl kaldığını hatırlatarak MİT’in Mahmut Yıldırım’dan haber alamadığını belirttiği tarihin ardından MİT’ten Hilmi Karaer adlı kişinin bu tarihten sonra iki kez ‘Yeşil’ ile telefonla görüştüğünün ortaya çıktığını söyledi. Hilmi Karaer’e bunu mahkemeye sunduğu dilekçede belirtti. Karaer yazılı beyanında 29 Kasım 1996’dan sonraki hafta içerisinde Yeşil’in telefonla arayıp Mehmet Eymür ile görüşmek istediği belirtti ve “Yeşil, Mehmet Eymür ile görüşmek için Eymür’ü aramaktaydı ancak ulaşamadığından ve santral bu aramaları bana bağladığı için Yeşil’le görüşmek durumunda kaldım.” dedi. Selim Okçuoğlu bu konudaki eksikliklerin giderilmesini talep etti.

     

    20 Mart 2019

  • 28 Mart 2019

    “Yeşil’in ifadesi ve bazı gerçekler”

    Orhan Miroğlu ise Star gazetesinde yazdığı köşede iddialara yanıt verdi. Mehmet Eymür ile görüştüğünü ve kendisinin, hakkında kod adı veya ajan gibi ifadeler kullanmadığını söylediğini yazdı. Doğı Perinçek tarafından 2012 yılında istenen ve 14 Mart’taki davada sözü geçen sorgulamanın MİT tarafından sunulmuş bir kopyasını da delil olarak kullandı. “Dolayısıyla Dicle Anter, babasının kollektif katillerini aramak istiyorsa, PKK baskısıyla ikide bir bana saçma sapan sorular soracağına, babasını Diyarbakır’a çağırıp, JİTEM’in cellatlarına teslim eden bu ismin peşini bırakmasın. Dicle şunu bilsin ki, Musa ağabey, JİTEM’e değil, PKK’ye güvendiği için öldürüldü.” dedi.

  • 3 Temmuz 2019

    Ayten Öztürk Dosyası Musa Anter ve JİTEM Ana Davası ile Birleştirildi

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 03 Temmuz 2019 tarihli 21. duruşması, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. 1994’te zorla kaybedilen Ayten Öztürk’e ilişkin Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava dosyasının bu dava ile birleştirilmesi ile ilgili avukatlardan itirazlar geldi. Avukat Selim Okçuoğlu, Musa Anter davasında zamanaşımına yaklaşıldığını ifade ederek, “Yeşil kod adıyla anılan sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki faili meçhul olaylara ilişkin görülmekte olan davaların mahkeme dosyamız ile birleştirilmesi bizce yerel yargı birimlerinin görevlerini yapmaktan kaçınmasından kaynaklanmaktadır.” dedi. Daha sonra dinlenen Orhan Miroğlu’nu tanıkları ise Orhan Miroğlu hakkındaki basında çıkan haberler karşı ifade verdiler. 

     

    Mahkemede Abdülkadir Aygan’ın dinlenmesi için Adalet Bakanlığı’ndan uluslararası istinabe işlemleri için cevap beklenmesine, ayrıca Ayten Öztürk davası hakkında da bu sanığın ifadesinin alınacağı bilgisinin iletilmesine, Sanıklar hakkında yakalama emirleri ve kırmızı bülten aramalarının devamına, Ayten Öztürk dosyasının birleşmesi ile ilgili vekillerinin itiraz yapabileceklerinin bildirilmesine, Bedirhan Esenlik’in bilgileri için Sözcü Gazetesi’ne yazılan yazının akıbetinin sorulmasına, Nagehan Alçı’nın Med Cezir programına ilişkin kaydın gönderilmesi için Beyaz TV’ye yazı yazılmasına, MİT’e yazılan yazının akıbetinin sorulmasına karar verildi.

    3 Temmuz 2019

  • 25 Eylül 2019

     

    Eski OHAL Valisi: “Biliyorsam gavur olayım”

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 25 Eylül 2019 tarihli 22. duruşması, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Önce Maktul Ayten Öztürk’ün babası Hıdır Öztürk konuşma yaparak şikayetçi olduğunu ve katılmak istediğini belirtti. Ardından gazeteci Nedret Ersanel ve ardından dönemin OHAL Tunceli valisi Ünal Erkan dinlendi. Erkan, gazeteci tanık Nedret Ersanel’in Musa Anter’in öldürülmesinden sonra kendisiyle röportaj yaptığı iddialarını reddetti. Kendisine yöneltilen JİTEM’e ilişkin sorulara sürekli “Cevap vermiyorum, bilmiyorum, biliyorsan gavur olayım” şeklinde cevap verdi. Dicle Anter’in “O dönem cinayetler beyaz Toroslarla işlendi. Bunlar suç aletidir. 95, 96’da ne yaptınız Beyaz Toroslarla” derken tanık sözünü kesti ve “Siz hep konuşuyorsunuz. Habire gazetelere çıkıyorsunuz. Biraz susun. Ben Beyaz Toros dediklerini izah edeyim. Bölge valisi, il valisinin araç ihtiyacı var mı diye sorar. O sene de araç ihtiyacı vardı. Her şehre beyaz Toros marka araç verildi. Bunun altında bir şey mi arayacağız illaki? Bu araçlarla suç da işlenmiş olabilir. Ben nereden bileyim.” diye cevap verdi.

    Avukat Serhat Menzilcioğlu, ise tanıklık yapmayı kabul eden fakat sonradan vazgeçen Hasan Kaya’nın Feridun Yazar adlı kitabından bir bölüm okumak istedi ve “Musa Anter’in PKK tarafından tehdit edildiğini yazmış. Bunu okuyacağım. Her ne kadar Dicle Anter rahatsız olsa da” dedi. Dicle Anter ise “Ben ne rahatsız olacağım. Biz bunu zaten kabul ediyoruz. Ama siz bunu temcit pilavı gibi önümüze koyup duruyorsunuz” diye bağırdı.

     

  • 25 Aralık 2019

    Musa Anter cinayetinden hemen sonra kaçırılan gazeteci Ferit Aslan dinlendi

    Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 25 Aralık 2019 tarihli 23. duruşması, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşti. Bir önceki duruşmada tanık olarak dinlenen Selami Sağdıç’ın Mahmut Yıldırım ile ilgili Eskişehir’de bir karakola suç duyurusunda bulunduğu ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılan yazıya “böyle bir soruşturma olmadığı” yönünde cevap verilmiş olduğu bildirildi. Yine bir önceki duruşmadan Musa Anter’in öldürüldüğü gece olay yerine gitmek isterken kaçırılan, sabaha kadar alıkonan ve darp edilen gazetecilerden Ferit Aslan tanık olarak dinlendi. Çalıştıkları yerel Söz gazetesinde o gece nöbetçi olduğunu ve gelen bir ihbar üzerine olay yerine gittiklerini aktaran Aslan, ilk başta öldürülen kişinin Musa Anter olduğunu bilmediklerini söyledi. Kaçıranların kendilerini darp ettiğini söyleyen Aslan sürekli “Kimin öldürüldüğünü biliyor musunuz?, Sizi, kim niye gönderdi?” diye sorular yönelttiklerini aktardı. Aslan olaydan 17 yıl sonra Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım’ın yayınladığı ve babasının daha önce bilinmeyen fotoğraflarını yayınladığı kitapta görünce kendisini kaçıranlardan birinin Mahmut Yıldırım olduğunu anladığını söyledi.

    “Sizi kaçıranların beyaz Toros kullanmasının anlamı olabilir mi?” sorusu üzerine Aslan, “Enteresan bir şey ifade edeyim. Biz yarım saat, bir saat içinde gelmeyince gazetedekiler OHAL Valiliğine ihbarda bulunmuş. Bizi taşıyan taksinin plakasını da vermişler. Buna rağmen araçla Diyarbakır’dan çıkana kadar, ona yakın kontrol noktasının hiçbirisinde durdurulmadık. Beyaz Toros selektör yapıyordu, durdurulmadan devam ediyorduk.” dedi.

     

    25 Aralık 2019

  • 24 Haziran 2020

    28 yıl sonra dinlenen tanık

    Ayten Öztürk’e işkence edilerek öldürülmesine ilişkin 2019’da başlatılan davayla birleştirilen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 25 Mart 2020 tarihinde görülecek 24. duruşması, Covid-19 salgını önlemleri kapsamında dosyada tutuklu sanık olmadığından taraflar olmaksızın yapılarak ertelenmişti. 25. Duruşma Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Haziran günü gerçekleşti. Tanık olarak çağrılan Nuri Sınır 28 yıl sonra cinayet günü yaşadıklarını anlattı. Sınır, cinayetin olduğu gün Orhan Miroğlu ile Musa Anter’i kaldığı otelden almak üzere sözleştiğini fakat misafiri olduğu için gidemediğini, akşam 20.30’da ise Diyarbakır Eski Belediye Başkanı Mehdi Zana’nın kendisini arayıp Musa Anter’in öldürüldüğünü haber verdiğini söyledi. Önce morga ardından ise yaralı Orhan Miroğlu’nun yanına gittiğini söyleyen Sınır, Miroğlu’nun ameliyat beklediğini, bilincinin açık olduğunu, kendisine olayı PKK itirafçıları ve JİTEM’e mensup kişilerin tezgâhladıklarını söylediğini aktardı. Sınır daha sonra olayı tekrar Miroğlu ile konuştuğunda “ Öncesinde de otelde yanlarına birileri gelmiş. Dijwar kod adlı Hamit Yıldırım’mış” dediğini aktardı.

    Selim Okçuoğlu, “O dönem Diyarbakır’da JİTEM gibi devlete bağlı yasa dışı örgütlerin ne tür faaliyetleri olurdu?” diye sordu. Sınır, “Cinayetin yaşandığı dönemde bölgede düşünen insan istenmezdi. Bunlardan Vedat Aydın yine böyle katledilmiştir. Diyarbakır’da iç kalede bulunan ve JİTEM diye anılan bir yapılanma olduğunu biliyorum ve oraya götürülüp sağ kalan kimse olmazdı” ifadelerinde bulundu.

    Selim Okçuoğlu davada ceza zamanaşımına 2 yıl kaldığını ve Abdülkadir Aygan’ın hala ifadesinin alınamamış olduğunu hatırlatarak dosya sanıklarından Savaş gevrekçi Ve Hamit Yıldırım’ın dosyalarının davadan ayrılmasını talep etti. Bu talebe sanık avukatları karşı çıktı. 

    Mahkeme, Mahmut Yıldırım hakkındaki kırmızı bülten uygulamasının devamına, Hamit Yıldırım hakkında uygulanan adli kontrolün devamına, dosya esasında süren yargılamada başlangıçtan itibaren Abdulkadir Aygan’ın verdiği ifade dairesinde hakkında yargılama yürüyen sanıklardan Hamit Yıldırım açısından yoğun şüphe oluşturan cümlelerin bulunması ile birlikte yurt dışında bulunan Abdulkadir Aygan’ın halen savunmasının alınamamış olduğu, delillerin toplanmaya muhtaç bulunduğu dikkate alındığında davanın tefrik edilmesi hususundaki talebin reddine karar verdi.

  • 21 Ekim 2020

    Davada yine ilerleme kaydedilemiyor

    Ayten Öztürk’e işkence edilerek öldürülmesine ilişkin 2019’da başlatılan davayla birleştirilen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 26. Duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Ekim günü gerçekleşti. Ayten Öztürk dosyası tanığı Mustafa Başoğlu 1994-1996 yılları arasında Tunceli Mazgirt ilçesinde görev yaptığını, Ayten Öztürk’ün öldürüldüğü 1992 tarihinde ise Tunceli’de görevli olmadığını, Malatya’da görevli olduğunu, maktul Ayten Öztürk’ü ya da dava sanıkları Mesut Mehmetoğlu, Mahmut Yıldırım ve Abdülkadir Aygan’ı tanımadığını, olayla ilgili hiçbir bilgisi olmadığını ifade etti.

    Mahkeme sanık Yıldırım hakkındaki adli kontrol taleplerinin devamına, yurt dışında olan sanıklardan Abdulkadir Aygan’ın ifadesinin alınması için Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına, tanıklar Celal Yeltekin ve Ömer Özüyılmaz’ın akıbetlerinin sorulmasına, tanık Latif Şimşek için zorla getirme kararı çıkarılmasına ve aranan sanıklar hakkında yazılan müzekkerelerin yanıtlarının beklenmesine karar verdi.

    21 Ekim 2020

  • 20 Ocak 2021

    Zamanaşımına 18 ay kaldı

    Ayten Öztürk’ün işkence edilerek öldürülmesine ilişkin 2019’da başlatılan davayla birleştirilen Musa Anter ve JİTEM Ana Davası’nın 27. Duruşması Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 20 Ocak 2021 günü gerçekleşti. Jandarma İstihbarat emekli astsubayı Hüseyin Oğuz’un önceki davalardaki tanıklığına dayanarak hakkında zorla getirme kararı olan Latif Şimşek ifade verdi. Beyaz TV’de program yapmış olan Latif Şimşek, 21 Mart 2012’de Yeşil’in kendisine mektup gönderdiğini ifade ederek “Bu mektupta Yeşil’in saçından bir tutam saç geldi. Ben bunu şimdiye kadar açıklamadım ama hem mektubu hem de saç kıllarını Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne teslim ettim.” şeklinde açıklama yapmıştı. Şimşek bu saçları o dönemde kendisine Serdal diyen birinin gönderdiğini söyledi. Aynı kanaldaki “Dinamit” isimli bir başka programda ise Abdülkadir Aygan’ın konuk olarak katılarak Yeşil’in hayatta olduğunu ve Gürcistan’da olduğunu söylediğini aktardı. 

     

    Av. Okçuoğlu “davanın 30 yıllık zaman aşımı süresine 18 ay kaldığını” belirterek davanın JİTEM ve Ayten Öztürk davasıyla birlikte torba dosya haline geldiğini, bir arada götürülmesi durumunda makul sürenin aşılacağını, bu nedenle heyetin zaman aşımı konusunda bir değerlendirme yapması talebini” ifade ederek dosyanın tefrik edilmesini talep etti. 

     

    Mahkeme sanık Abdulkadir Aygan’ın yurt dışı istinabesi ile savunmasının tespiti için Adalet Bakanlığına yazılan yazı ile akıbet sorulmasına dair yazıların akıbetinin tekrar sorulmasına, tanıklar Celal Yeltekin, Ferit Yılmaz ve Ömer Özüyılmaz’ın dinlenmesi için işlemlerin yapılmasına, yakalama emirlerinin devamına, Yeşil Kod Mahmut Yıldırım hakkındaki Kırmızı Bülten uygulamasının devamına, Hamit Yıldırım hakkında uygulanan adli kontrolün dosyadaki delil durumu, suçun niteliği, önlemin ölçülülüğünü sürdürmesi nazara alınarak devamına, talebin reddine, bu celse ifadesi alınan tanık Latif Şimşek’in beyanlarında geçen 2011 yılında yayımlanan Medcezir isimli televizyon programını takiben Serdal isimli kişi tarafından kendisine getirilen ve Yeşil Kod Mahmut Yıldırım’a ait olduğu iddia olunan saç tutamının dönemin Emniyet müdürü Zeki Çatalkaya tarafından resmi bir işleme konu edilip edilmediği hususunda Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne bilgi temini için yazı yazılmasına, Zeki Çatalkaya’nın tanık olarak dinlenilebilmesi için bilgilerin edinilmesi hususunda Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına, sanık Savaş Gevrekçi’nin sağlık mazeretinin kabulüne karar verdi. Dava 7 Nisan 2021’e ertelendi.

  • 7 Nisan 2021

    Makul sürede adil yargılanma ihlal ediliyor

    Musa Anter, Ayten Öztürk ve JİTEM Ana Davası’nın 30’uncu duruşması, Ankara 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Avukat Selim Okçuoğlu Musa Anter cinayeti açısından davada zamanaşımı tehlikesinin olduğunu hatırlatarak Adalet Bakanlığının mahkeme ile bilinçli olarak işbirliği yapmıyor oluşunu bu durumun sebebi olarak gösterdi. Okçuoğlu, 6 yıldır Abdülkadir Aygan’ın istinabesine yönelik sonuç alıcı bir tutum almadığını ve Aygan ve Cemil Işık ile ilgili Adalet Bakanlığının, mahkeme yazılarına cevap vermediğini söyledi.

    Ayrıca Okçuoğlu makul sürede adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini söyleyerek, Musa Anter Davasının diğer davalardan ayrılmasını talep etti. Sanık avukatları ise talebe karşı çıktı.

    Sonuç olarak mahkeme ayırma talebini reddetti ve önceki mahkemelerde alınamayan sonuçların tekrar edilmesine karar verdi: Sanık Abdulkadir Aygan’ın ifadesinin alınması hususunda Adalet Bakanlığına tekrar yazı yazılmasına, sanıklar Abdülkadir Aygan, Mahmut Yıldırım, Muhsin Gül, Mehmet Zahir Karadeniz, Fethi Çetin hakkındaki yakalama emrine ilişkin kararın devamına, sanık Mahmut Yıldırım hakkındaki kırmızı bülten uygulamasının devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 7 Temmuz 2021’de.

     

    7 Nisan 2021

Kaynakça

0 cevaplar

Cevapla

Katkıda bulunmak ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir